paralel evrenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
paralel evrenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Haziran 2026 Perşembe

paralel evrenler: yirmi

iki büyük yazar.

biri türk diğeri japon.

türk olan nobelle işini halletti ama japon olan hâla ve her sene en güçlü aday.

türk olan türk romanının en iyi ikincisinde, japon olan ise sonrasında nefis bir filme esin olan öykülerinden birinde aynı sızıdan bahsediyor.

*

"bir başkası olduktan sonra, bir daha bir başkası, bir daha bir daha başkası ola ola, ilk kimliğimizin mutluluğuna geri dönebileceğimizi sanmak boş bir iyimserlikti."*

"'başka bir karaktere büründünüz' dedi misaki.
'aynen öyle.'
'sonra yine eski karakterinize döndünüz.'
'aynen öyle' dedi kafuku, 'istemesen de dönersin. ama geri döndüğünde, döndüğün yer eskisine göre biraz farklıdır. kural böyledir. tamamıyla öncesiyle aynı olmak mümkün değildir.'"**


  *: elbette kara kitap
**: haruki murakami, drive my car

25 Mart 2026 Çarşamba

paralel evrenler: on dokuz

eksilte eksilte yazan biri ya da ihtimallerin sonsuzluğuna yaslanarak kalem oynatan bir başkası...

fark etmez. okurum. yeter ki beni ikna etsin.

en sevdiklerim listesinde hem genazino hem javier marías'ın aynı anda olması tam da bu yüzden. oysa biri nakavtla, diğeri sayıyla biten boks maçlarının anlatıcısı.

aynı mantıkla, pornografiye dönüşmediği, yazanı o anlardan prim yapmaya niyetlenmediği sürece mahrem anların kelimeleşmesine de varım. raziye, bir oyun bir eğlence, decameron, hatta dede korkut masallarında olduğu gibi. üstelik keyifle okuduğumu saklamayacağım.

ama ben sadece kelimelere muhtaç olanlardan değilim. imaya da varım. problemin çözümünün okuyucuya bırakılmasına. bakışları sayfadan kaldırıp uzaklara bakmaya. gözlerin dünyaya kapanıp hayallere açılmasına.

tıpkı alper canıgüz ve afşin kum'un yaptığı gibi: 

gizliajans... musa sanem'e küçükken banyo yapmaktan nefret ettiğini anlattıktan sonra, biraz da damarlarında dolaşan alkolün etkisiyle "sen bana banyo yapmayı yeniden sevdirebilirsin diye düşünüyordum," der ve "deneyelim bakalım" cevabını alır.

ama son sözü alper canıgüz söyleyecektir: sonra... sonrası mahrem.

sıcak kafa... murat siyavuş ve şule, salgının orta yerinde, şule'nin babası fazıl beyden kalma bebek'teki bir dairede yanyana oturmuş yeni türkü'nün günebakan albümünü dinlerken, olmasa mektubun başladığında şule başını murat'ın omzuna yaslar.

ve mikrofona afşin kum gelir: ve... gerisini biliyorsunuz zaten.

26 Mayıs 2025 Pazartesi

efsane olmak

dün, yani yirmi beş mayıs pazar günü roland garros tenis turnuvasının merkez kortu philippe-chatrier'de bir tenis efsanesinin vedası vardı. rafael nadal, kralı olduğu toprağın en büyük arenasında tenis severlere veda etti.

ve ben başka bir büyük sporcuyu, christiano ronaldo'yu andım. iki bin on üç yılı altın top ödülünü kazandığında, "insanlar benim kendim ve para için oynadığımı söylüyor. oysa ki ben, babam benimle gurur duysun diye oynuyorum," deyişini.

kendisini öyle deyişinden sevmeye başlamıştım. kaldı ki, böyle bir cümleyi kim söylese severim. 

nadal da benzer yerden girdi gönlüme:

"şampiyonluklar, sayılar... onlar oradalar. insanlar zaten muhtemelen bunlardan haberdar. ben daha çok mallorca'daki küçük bir köyden çıkan iyi bir insan olarak hatırlanmak istiyorum."

2 Mart 2025 Pazar

dönsün dünya

sema enci, "tersine gidilemeyeceğini gösterir yağmur"¹diyerek türkçenin en büyük şairine eşlik ederken, peşi sıra "şiire dön şiire dön kalbim"² diyerek konuyu biraz daha köpürtür.

*

bir... "sen ve yağmur./ başa dönemezsiniz./ öyle bir yol yürüdünüz ki ancak/ dönüş yolunu yokederek gelebilirdiniz/ inişiniz bir iniş olurdu başa dönmemecesine."

iki... "eve dön! şarkıya dön! kalbine dön!/ şarkıya dön! kalbine dön! eve dön!/ kalbine dön! eve dön! şarkıya dön!"

12 Ocak 2025 Pazar

paralel evrenler: on sekiz

biri antik yunan, diğeri modern amerikan.

geçmişten gelen tarihçi ve asker, günümüzdekinin yazar ve sinemacı yazıyor kartvizitinde.

aradaki iki bin beş yüz yıla rağmen aynı dertle dertleniyorlar yine de.

*

"hikâyeler, yalnızca onları nasıl anlatacağını bilen insanların başından geçer. (tukididis)"

"belki de yaşantılar, onları yaşayabilecek olanlara sunarlar kendilerini. (paul auster, new york üçlemesi)"

30 Ekim 2024 Çarşamba

sanço panza'yla ilgili gerçek

franz kafka'dan. kâmuran şipal çevirisiyle...

*

Sanço Panza, hani kendisi hiç övünmüş değil bununla, ele geçirdiği bir alay şövalye ve haydut romanını yıllar yılı akşam ve gece saatlerinde okuyarak, sonradan Donkişot adını verdiği şeytanını oyalayıp dikkatini üzerinden başka yöne çekmesini öyle becermiş ki, gemi azıya alan şeytanı en çılgınca işlere kalkışmış, ama ortada kendisi için belirlenmiş bir obje -ki bu da Sanço Panza olabilirdi ancak- kalmadığından, çılgınlıklarının kimseye zararı dokunmamıştı. Sanço Panza, artık bu özgür insan, sakin serinkanlı, belki bir sorumluluk duygusuyla davranıp çıktığı seferlerde, Donkişot'un peşini bırakmamış, bunu da ömrünün sonuna kadar kendisi için büyük ve yararlı bir eğlence bilmişti.

*

sevdim. kaptan ahab'la ilgili düşüncelerimi hatırlattığı için daha da sevdim. 

bugün olsa 'kafkavari' derdim, o ayrı.

3 Nisan 2024 Çarşamba

paralel evrenler: on yedi

iki şarkıcı. ikisi de söz yazarı.

biri türk, diğeri amerikalı.

türk olan "bizim mahalle"den. o kadar çok severim yani. amerikalı olansa "gavur dostlarım"dan, yani "öteki çarşı"dan. ikisinin de emeği çoktur bende. hayatıma temasları 'beni ben yapan' şeylerdendir. tıpkı sinema dergisi ya da atilla atalay gibi.

benzerlikleri benim için 'en' olmalarıyla değil sadece, şarkılarından ilk akla gelenlerin vardıkları noktadan çok uzaktaki kaynaklarıyla da içimdeki dostluklarına dostluk katıyorlar.

*

sene iki bin. ya da iki bin bir... bursa karacabey'deki bir konser sonrası, dinleyiciler arasındaki veteriner çiftin davetiyle karacabey harasına giden feridun düzağaç orada bir tayla karşılaşır ve sevmek için şefkatle ona yaklaşırken ağzından o ünlü nakarat dökülür: gel tanışalım önce...

kalp kırıklığı ya da sevgilinin olmaması gereken bir yerdeki mevcudiyeti falan değildir sebep. sadece ve sadece bir market alışverişi sırasında bir annesinin küçük kızına söylediklerini duymuştur chris isaak: baby did a bad bad thing.

24 Haziran 2022 Cuma

paralel evrenler: on altı

iki yazar.

biri edebiyatçı, diğeri felsefeci.

biri ispanyolca yazan arjantinli, diğeri fransızca yazan romen.

ilki dünyanın en büyük yalancısı borges, ikincisi her şeye, kendine bile karşı cioran.

dağlar aşıp bir koyakta buluşuyorlar adeta: 'intihar'da.

borges, "ölümü beklemek yerine intihar" tavsiyesine, cioran, "neden cioran kendini öldürmedi?" sorusuna benzer yanıtlar veriyor. 

"intihar etmek mi? lugones'in dediği gibi, 'hayatımın olduğu gibi, ölümümün de efendisi olmak istiyorum'. ve intihar etti. intihar etmeyi birçok defa düşündüm, her zamankinden daha mutsuz olduğum anlarda… ve ayrıca, gözünü kaybettikten sonra, hayatını da kaybettiğinde ne olduğunu anlamak için, öyle değil mi? sonraları, intihar etme fikrine sahip olmanın yeterli olduğunu düşündüm. şimdiyse, fazla yaşlıyım ve artık çok geç diyorum kendi kendime. ölüm her an gelebilir. ama hâlâ kâbuslarım ve gerçekleştirmek için iki ya da üç yıla ihtiyaç duyduğum projelerim var."

"bunun cevabı burukluk adlı kitabımda bulunuyor: intihar fikri olmasa, kendimi çoktan öldürmüş olurdum. (...) gençliğimden bugüne kadar her gün bu fikirle, intihar fikriyle yaşadım. daha sonra da, şimdiye kadar, ama belki de aynı yoğunlukta değil. ve eğer hâlâ hayattaysam, bu fikir sayesindedir. hayata ancak bu fikir sayesinde tahammül edebildim, benim desteğimdi: 'hayatın senin elinde istediğin zaman kendini öldürebilirsin.' bütün çılgınlıklarıma, bütün aşırılıklarıma da böyle katlanabildim. ve yavaş yavaş bu fikir bir hıristiyan için tanrı neyse benim için o hale geldi, bir destek; hayatta bir sabit noktam var."**


*: ramón chao'nun gerçekleştirdiği bu söyleşi bin dokuz yetmiş sekizden. fakat çok sonra, iki bin bir yılında le monde diplomatique'de yayınlanmış.
**: bin dokuz seksen altı. almanya'da yayınlanan haftalık dergi die zeit'ın on beşinci sayısı için cioran'la söyleşen ise fritz j. raddatz.

3 Ağustos 2021 Salı

paralel evrenler: on beş

"verdiği sözü tutmuyor hayat; tutsa bile, özlediğimiz şeyin, özlenilmeye değer olmaktan, ne kadar uzakta bulunduğunu göstermek için yapıyor bunu… bir eliyle verdiğini, öteki eliyle alıyor," der schopenhauer.

ve ingilizlerin haşarı çocuğu martin amis de londra'da bir park namlı romanında aynı fikirde olduğunu beyan eder: "bu arada zaman, her zaman olduğu üzere herkesi bok gibi gösterip hissettirmeye devam ediyor. bunu anladınız mı? bu arada zaman, her zaman olduğu üzere herkesi bok gibi gösterip hissettirmeye devam ediyor."

14 Ekim 2020 Çarşamba

paralel evrenler: on dört

iki âşık... halk ozanı, şair...

erzurumlu emrah ve karacaoğlan.

her ikisi üzerine bildiklerimiz de tahmin, söylence ve rivayetlerden ibaret. ama şundan eminiz, bir toplamı kültür yapanlardan ikisi de.. biri ömrünü "dört nala gelip uzak asya'dan/ akdenize bir kısrak başı gibi/ uzanan bu memleket"in kuzey ve doğusunda tüketirken, diğeri güney illerinde yaşamış.

erzurumlu olan on dokuzuncu yüzyılda, çukurovalı olan ise on yedinci yüzyılda yaşamış, yine de aynı dertte birleşmişler.

"güzel sevmek bir sarp kale/ ya alınır ya alınmaz"*

"yar dediğin demir kale/ ya alınır ya alınmaz"**


*: erzurumlu emrah

**: karacaoğlan 

16 Ağustos 2020 Pazar

paralel evrenler: on üç

 bir ingiliz, bir de japon.

japon olan yazar, ingiliz olan ise snooker oyuncusu. yani haruki murakami ile ronnie o'sullivan...

snooker oyuncusu olan bu oyunun gördüğü en yetenekli oyuncu kabul ediliyor. üstelik o kadar hızlı ki, roket lakabıyla anılıyor. daha yeni, on altı ağustos akşamı altıncı kez dünya şampiyonu oldu. yazar olan ise japon edebiyatının modern zamanlardaki en büyük temsilcisi ve henüz kazanamasa da her yıl edebiyat nobeli ile anılıyor adı. kendine has, büyülü gerçekliğe göz kırpan tarzı daha şimdiden kafkaesk benzeri bir isimledirmeyi hak ediyor.

bu ikisinin ortak bir tutkusu var: koşmak. ve koşmanın hayatlarına etkisini benzer biçimde açıklıyorlar.

"koşu, benim için önemli olan şeyleri, ailemi, ilişkilerimi ve snooker'ımı, korudu, daha istikrarlı hâle getirdi. koşu hakkında bu kadar karamsar olmadığımı fark ettim, kendimden nefret etmiyordum. koşmak kendim hakkında çok daha iyi hissetmemi sağlıyor ki bu, çevremde bulunan herkes için iyi."*

"koşmak bugüne kadar olan yaşantımda, sonradan geliştirdiğim birçok yeteneğim arasında en fazla işime yarayanı ve çok büyük bir anlamı var. dahası yirmi yılı aşkın süreyle koşmaya devam etmiş biri olarak, bu sayede bedenim ve ruhumun çok daha iyi yönde geliştiğini söyleyebilirim. (...) eğer roman yazarı olduğumda kesin bir kararla uzun mesafe koşmaya başlamamış olsaydım, yazdığım eserler şu an olduğundan en azından azımsanmayacak ölçüde, farklı şeyler haline gelirdi sanırım."**


*: röportaj: https://www.eurosport.com.tr/snooker/ronnie-o-sullivan-ile-kosma-tutkusu-ve-dengeli-beslenmeye-dair_sto7722974/story.shtml

**: what i talk about when i talk about running gibi muhteşem bir adı olmasına rağmen türçeye koşmasaydım yazamazdım adıyla çevrilen kitaptan.


30 Mayıs 2020 Cumartesi

martin heidegger (feat. nazım hikmet ran)

noksanlık ayrılık demektir. ya da tam tersi...

"noksanlık şu demektir; birbirine ait olanın henüz bir arada olmaması. (martin heidegger)"

"oysa beni seviyorsun ama bunun farkında değilsin,
ayrılık bunu fark etmeyişindeydi senin. (nazım hikmet)"

17 Ocak 2020 Cuma

paralel evrenler: on iki

bir ingiliz, bir türk. iki şair.

ama biri eleştirmenliği, diğeri şarkı söylemeyi eklemiş özgeçmişine. şimdi de, aynı kavşakta buluşuyor yolları. peşi sıra yollarına devam edecekler. hep olduğu gibi.

"arkadaşlar burada buluştu ve kucaklaştı
sonra her biri kendi yanlışı peşi sıra gitti"*

"resimler sarı güneşsizlikten, duygular değişir
dostlar dağılır dört bir yana, kendi yollarına."**


*:w.h. auden
**:bülent ortaçgil, değirmenler

8 Mart 2019 Cuma

paralel evrenler: on bir

pessoa ve blanchot.

özet yerine: huzursuzluğun kitabı ve yazınsal uzam.

bir portekizli -pardon lizbon"lu-, bir de fransız.

lizbon'lu olan "hiçbir şey olmamayı" isterken şair, yazar ve anlatılara konu olmuş, fransız ise tercih ettiği kayboluşa rağmen dil bilimci, edebiyat kuramcısı ve yazar olarak anılıyor.

ilki karakterler değil yazarlar yaratıp onlara anlattırmış varoluşunun ona ettiklerini. ikincisi ise ömrünün yarısından sonra çekildiği inzivada, kendini adadığı suskunlukta anlatmış hikâyesini.

yine de benzer sorulara varmışlar:

"öyleyse kim kurtaracak beni var olmaktan?"*

"yok olmak için ne yapacağız?"*

*: fernando pessoa

**:maurice blanchot

13 Şubat 2019 Çarşamba

hayat, kuşlar ve yaşlanmak

cemal süreya imzalı, iki dizelik kısa şiiri bilmeyen yoktur: "hayat kısa/ kuşlar uçuyor".

peki güney kore yapımı, lee chang-dong'un yönettiği burning (2018) izlemenizi tavsiye ederim. sadece senaryonun bir haruki murakami öyküsü üzerine inşa edilmesi bile bence iyi bir sebep. kaldı ki, oyunculuk, müzik tercihi ve yönetmenin görüntü seçimleri de vasatın oldukça üzerinde. yazar onur çalı türkçe de olmayan bu murakami öyküsünü bulmuş ve dilimize çevirmiş. güzel de olmuş.

öykünün sonu ise ayrı güzel: "kuşlar uçuyor, ben yaşlanıyorum."

ve bu tarz denklikleri çok seviyorum.


öykü için: https://parsomen13.blogspot.com/2019/02/ahr-yakmak.html?m=1

16 Mayıs 2018 Çarşamba

paralel evrenler: on

bir şair, bir de yazar.

ama yazar olanın şiirleri, tiyatro oyunları ve bir çok şeyi daha var.

şair olan fransız. "çeşmenin yanı başında susuzluktan ölüyorum" dedirten bir hayat yaşamış ve o hayat genç yaşta düelloda sonunu bulmuş. yazar olan ise alman. daha doğrusu berlin'li. daha güzel bir dünya için marx'ın yoluna baş koymuş, yirminci yüz yıl alman edebiyatına yön vermiş, tiyatroyu yeniden tanımlamış ve "doğu" berlin'de ölmüş.

aralarındaki beş asıra rağmen her ikisi de bir önceki kışı özlemiş. bir de şu var: brecht'in villon'a selam durması da ihtimal.

"hey sultanım sorma bu yıl, bu hafta,
nerde diye bulamazsın etrafta.
gönlünde yer verme bu nakarata:
ama nerde bıldır yağan kar şimdi!"*

"tanrıya şükür her şey çabucak geçer.
sevgi de, hatta keder de.
nerede dün gece dökülen yaşlar?
geçen yıl yağan kar nerede?"**


  *: françois villon
**: bertolt brecht

12 Mart 2018 Pazartesi

paralel evrenler: dokuz

bir şair ve bir yazar.

şair olan fransız. yazar olan ise amerikalı.

şair olan, yani rené char, ikinci dünya savaşı'nda nazilere karşı vatanını korumak için bir taşra çetesinin komutanlığını yaptı. yazar olan, yani ursula k. le guin ise erkek egemen dünyanın kadınlarına güzelliklerini hatırlattı, onlara cesaret verdi.

rene char başta gerçeküstücülüğü benimsemişse de sonradan uzaklaşarak özdeyişler ve yoğun imgelerle gelişen kısa ve özlü şiirler yazarken, ursula k. le guin feminist düşüncelerine ve anarşist felsefeye bilim kurgu ve fantezi edebiyatı bahane etti.

şimdi de "yirmi yaş"tan bahsediyorlar:

"kırk yaşımızda, yüreğimize yirmimizde sıktığımız bir kurşunla ölüyoruz."*

"yirmi yaş dolaylarında öyle bir an vardır ki; yaşamın geri kalan kısmı boyunca ya herkes gibi olmayı ya da farklılıklarını erdeme dönüştürmeyi seçmen gerekir."**


*: aslında bu sözü albert camus nakleder. bana kalırsa char'a ait olma ihtimali kadar olmama ihtimali de var.
**:mülksüzler

13 Ekim 2017 Cuma

elmanın kalbi

ismet özel: türkçenin en büyük şairi.

orhan pamuk: yaşayan türkçenin en büyük yazarı. evet, yaşayan. çünkü, ahmet hamdi tanpınar yok.

ve ismet özel ile orhan pamuk aynı yerde, bir "elmanın kalbi"nde buluşuyor. aynı zamanda ayrılıyor.

"elmanın kalbine eşelek diyen biz türkler"*

"dikine değil yanlamasına kestiğin elmanın içindeki kusursuz yıldızı bana gösterdiğinde seni severdim"**


*: şiir okuma kılavuzu
**: kara kitap

21 Şubat 2017 Salı

paralel evrenler: sekiz

iki yazar.

bir fransız. bir de türk.

fransız olan, yaşamaktan muzdarip, ilaç diye nihilizmi seçmiş, iki dünya savaşı arasındaki derin kuyuda  kelimelerle oynadıkça nefes alabilen louis-ferdinand céline. türk olan ise, yaşamını yazmakla anlamlı kılan, sessiz sedasız tükettiği günlerden geriye yalnızca romanlar bırakmak isteyen iyi aile çocuğu barış bıçakçı.

iki ayrı "bekleyiş romanı"nda, gecenin sonundaki aydınlığı, yani hayatın sonundaki ölümü dünyayı dolaşarak bekleyen bardamu ile şehir dışındaki bir sitede gündelik hayatın rutiniyle oyalanarak, geçmişi düşünerek, geleceği hayal ederek editörden gelecek cevabı bekleyen cemil vasıtasıyla açık denizde karşılaşan iki gemi birbirlerine selam ediyorlar.

"gerçek, bitmek bilmeyen bir can çekişmedir. bu dünyanın gerçeği ölümdür. seçim yapmak gerek, ya ölmek ya da yalan söylemek. bense asla kendimi öldüremedim."*

"editör hanım, bunca acıya rağmen hâlâ hayatta olduğumuza göre ya üçkağıtçıyız ya da umudumuz var. ben kendimi üçkağıtçı gibi hissediyorum."**


*: gecenin sonuna yolculuk
**:sinek ısırıklarının müellifi

27 Haziran 2015 Cumartesi

paralel evrenler: yedi

iki müzisyen.

biri amerikalı diğeri türkiyeli. ama bunun bir önemi yok.

ilki sanatıyla, duruşuyla, hayatıyla kitaplardan ve okullardan öğrendiğimizden çok daha fazlasını bize öğreten b. b. king. diğeri, gönül telimize konduğundan bu yana bizi daha iyi insanlara dönüştüren, bu geldi de geçti hayata temas etmiş en güzel adamlardan neşet ertaş.

çocukluklarını cennetten bir parça gibi anlatırken kendileriyle röportaj yapan kişiler dayanamayıp itiraz ediyor ve aynı cevabı alıyorlar.

"büyürken sanki kolay bir hayatınız olmuş gibi konuşuyorsunuz ama aslında olmamıştı. büyümek sizin için zordu.
hiçbir zaman sahip olmadığınız bir şeyi hiçbir zaman özlemiyorsunuz. benim başka bir yaşamım olmadı. başka bir yaşam bilmiyorum."*

"hiç isyan etmediniz mi?
biz doğduğumuzdan beri yoksulduk, varlığı görmedik ki yoksulluktan şikâyet edelim. biz şöyleyi böyleyi görmedik ki daha iyisi için hayal kurabilelim."**


*: çeviri: e.seda çağlayan mazanoğlu, kuzgun dergisi beşinci sayı
**: haşim akman, neşet ertaş kitabı: gönül dağı'nda bir garip