tehlikeli şiirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tehlikeli şiirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Aralık 2025 Perşembe

tehlikeli şiirler - yetmiş altı

bugün tehlikeli şiirler okuyalım leyla
ahmet güntan'dan beyaz peugeot mesela

güneşin altında radyo dinleyen çocuk
sen bu dünyaya mı aitsin
hayatın nasıl olduğu değil kimlerle olduğu önemli dersin
göğe ara sıra başını kaldır bak öyleyse
kendine ait bir yıldız bulabilir misin
içinde hiç bir şey olmayan bir dünya özlüyorsun
hadi bir kaç şeyi daha atsak boşluğa sevinir misin

sevdikleriyle anlaşamayan anlaştıklarından
durmadan kaçan
bakıp on altı yaşından ağlayan çocuk
peugeot çalışmıyor biraz ittirir misin
eğer çalışsaydı uzun bir yolculuk isterdin
beyaz peugeot’yu kullanan arkadaşına de ki:
çok gaz verme vitesi ikile beni unutma
herkesin herkesle sevgili olduğu bir toplumu özleyen
ve bütün gün güneşin altında radyo dinleyen bu çocuğu unutma
bir gün buradan gideceğim
sen kontağı çevir vitesi ikile beni unutma
uzak yollar beni çağırıyor
hiç bir şey yapmayacağım bundan sonra
"ben buradayım" de güneşin altında radyo dinleyen çocuğa "dünyadan korkma"
güneşin altında radyo dinleyen çocuğu sakın unutma

güneşin altında radyo dinleyen çocuk
fm’de ne çalıyor
dünya senin ama sen dünyaya ilişme
peugeot çalıştı korna çalıyor bin arkaya
her şey önünden bir bir geçsin başını cama daya
başını cama dayayan çocuk hoşça kal
ben burada kalıyorum güneşin altında
anteni çıkar radyonu aç düşlerini unutma

1 Eylül 2025 Pazartesi

tehlikeli şiirler - yetmiş beş

bugün tehlikeli şiirler okuyalım leyla
âsaf hâlet çelebi'den ibrâhîm mesela

ibrâhîm
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim

güneş buzdan evimi yıktı
koca buzlar düştü
putların boyunları kırıldı
ibrâhîm
güneşi evime sokan kim

asma bahçelerinde dolaşan güzelleri
buhtunnasır put yaptı
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
güzeller bende kaldı
ibrâhîm
gönlümü put sanıp da kıran kim

18 Temmuz 2025 Cuma

tehlikeli şiirler - yetmiş dört

bugün tehlikeli şiirler okuyalım leyla
hans magnus enzensberger'den bir şiir* mesela

Mutlu sözcüğünün
ifade edildiği
an'ın
hiç bir zaman o mutlu an olmadığından.
Susuzluktan ölenin susuzluğunu
hiç bir zaman dile getirmediğinden.
İşçi sınıfının dilinde
işçi sınıfı sözcüğü bulunmadığından.
"Çaresiz olanın"
çaresiz biriyim
deme havası olmadığından.
Orgazm ile orgazm
birbiriyle bağdaştırılamadığından.
Ölenin "şu anda ölüyorum"
deme yerine
ancak anlamadığımız
silik bir ses çıkardığından.
Ölüleri dehşet haberlerle
rahatsız edenlerin
hayatta olanlar olduğundan.
Sözcüklerin geciktiği
ya da çok erken geldiğinden.
Yani konuşanın bir başkası
her zaman bir başkası olduğundan
ve adı geçenin
sustuğundan.

*: şairlerin yalan söylemeleri için diğer gerekçeler, çeviri: ulla- bekir karadeniz

27 Mayıs 2025 Salı

tehlikeli şiirler - yetmiş üç

bugün tehlikeli şiirler okuyalım leyla
pablo nerudaʼdan matilde'ye sone* mesela

Seni sevdiğimi göreceksin sevmediğim zaman,
çünkü iki yüzüyle karşına çıkar hayat.
Bir sözcük sessizliğin kanadı olur bakarsın,
ateş de pay alır kendine soğuktan.

Seni sevmeye başlamak için seviyorum seni,
sana olan sevgimi sonsuzlaştıracak
bir yolculuğa yeniden başlamak için:
bu yüzden şimdilik sevmiyorum seni.

Sanki ellerimdeymiş gibi mutluluğun
ve hüzün dolu belirsiz bir yarının anahtarları
hem seviyorum, hem de sevmiyorum seni.

Sevgimin iki canı var seni sevmeye.
Bu yüzden sevmezken seviyorum seni
ve bu yüzden severken seviyorum seni.

*: çeviren: cevat çapan

7 Şubat 2025 Cuma

tehlikeli şiirler - yetmiş iki

bugün tehlikeli şiirler okuyalım leyla
seyyidhan kömürcüʼden hatırlamayı unutmak mesela

ali şiir yazıyor mu sevgilim
ali de ayşe gibi
salondaki peteği kapatıp
kendi çapında şiir karalıyor mu

ilaç alıp bunu düşünüyorum
her şey ben tam uyumak üzereyken olmuş gibi
net hatırlamıyorum ama kesin biliyorum
seni sevmek bir suya götürdü beni
bir suya gittim
dönemiyorum

insan bazen dönemiyor sevgilim
her sabah dilinin altına bir sözcük daha bırakıp dönemiyor
ben bir ilk
tam uyumak üzereyken nerelerden
ben bir ilk
uyanır uyanmaz nerelerden

dönemedim

bir dağın belindeki ağaçları hınçla sallamak diye bir ilaç
ambulanstan yol istemek adlı bir atak
ve bir ay kadar koşmak bana iyi geldi

bana iyi geldi ne demek
sabahları bana içimdeki deşik
etimdeki işaret
sabahları bana son anda ölmemiş olmanın öfkesi
sabahları bana sert sessiz harfler

sabahları içimin en güzel yeri

senden bana dökülen incilerim sevgilim

dökülüyor
kaşıma sabahları içimi

dünyada çok önemli şeyler oldu
ama ben de sizin eve baktım
bir tayın bir taya baktığı
bir tayın bir taya uzun uzun baktığı
bir tayın bir tayı bıraktığı gibi
dünyada çok önemli şeyler oldu

atlar yalnız kalmamak için bu kadar koşarlar diyen o at
yalnızlar koşarken de yalnızdır diyen o at
yalnızlar öperken de yalnız
ben sana sımsıkı sarılırken de
o at buramdaydı

bu ses nereden geliyor dediğim o gün
göğsümdeki at kardeşlerim
göğsümdeki at yere uzandı

dünyada çok önemli şeyler oldu
hem ölmedim yüzükoyun
hem alnımda yeryüzü

ölürüm dediğim yerde ev yaptım

hatırlamayı unutma sevgilim
kırılmasın diye yükseklere bıraktığın o şeyleri
hatırlamayı unutma

dağların belindeki ağaçlardan çıkardığım hışırtıyı
bu ses nereden geliyor dediğin zamanı
o sesin sadece sana gelmesindeki rüzgârı
unutma

bazı sesleri sadece atların duyduğunu
ve bu yüzden yalnız olduklarını atların
yalnızlıktan koştuklarını

görmek ve duymakla düştüğün ovayı
yediğin kırbacı
edindiğin vebayı unutma
insan bazen unutup ölemiyor

dünyanın sonunu görüp
unutup
ölemiyor

nefis bir hevesle
başka neresine gider
başka nereme gidebilirim ki deyip
göğsümdeki kazı alanına gittiğim o gün
yerdeydi her şey
yerdeydi herkes
üzerini örtüp sen uyu dedim
sen uyu

ben bu yerde biraz daha bağdaş kurup

sen uyu

ben biraz artık hiç uyumayacağım

ancak yükseklerde unutabilirim diyerek çıktığım ağaçlar
yerleştiğim ilaçlar
indiğim ovalar
seni bir ormanda bulup
bütün yokuşlardan sonra
dümdüz bir yerde kaybetmiş olmak da marifet sevgilim

şimdi uyumak ve bir ovayla tamamlanmak dışında
bana ne iyi gelir
bana ne iyi gelir
uyumak ve bir ovayla tamamlanmak dışında

sevgilim
yatağın kırışmamış düzlüğü
yastığın olmayan çukuru
her şey neden bu kadar pırıl
her şey neden bu kadar aklımda
göğsündeki çöl
sırtımdaki vaha
reçinenin ağaca yapıştığı gibi
hiddetle yapışıyordun bana

senden sonra
dünyada çok önemli şeyler oldu
uçtum

birine bakmıştım deyip içine girdiğim yüzlerden
biri yokmuş içinizde diyerek çıktım
biri yokmuş her sabah
biri yokmuş her masa
biri yokmuş her çarşı

çalışmayan bir aleti kapatıp açmak gibi
beni de her gece kapatıp kapatıp
her sabah açan yeryüzü
sanki dünyaya gelmedim de
olmayan bir yerde
olmayan birine bakıp bakıp çıktım ben

düşersem kendim düşerim diye
hem güzel uçtum
hem muazzam düştüm

sağ
salim
sensiz ve ayaküstü

artık insan bana iyi gelmiyor
artık insan bize iyi gelmiyor diyerek
beraber havalandığımız göğü
tek başına ve hiçbir yere değmeden düşmek
düşmek nefisti sevgilim

yere ilk indiğimde
bir ağacı sallar gibi salladılar beni
yere ilk indiğimde
şimdi ben neyin yanındayım dedim
ne benim yanımda

boğazımdaki yumruyu
boğazımdaki yumruyu
göğüs kafesimi
eklem yerlerimi
seni ve bunu yerde anlatmamı benden bekleme

“düşen şeylerin gürültüsü”nü
konusu olmayan bir mutsuzluğu
anlatmamı benden bekleme

insanı çok aşağıya yapmışlar sevgilim

insanı çok aşağıya

içine çok yeryüzü
içine çok dünya

biliyorsun
yükseldiğimiz gökte
bu da olsa yer yarılır
bu da olsa dünya durur dediğimiz her şey oldu
dünya durmadı

biliyorsun
bir kere saçlarını çok
bir kere sımsıkı
bir kere tutam tutam
üç yıl arkaya doğru tarayıp
üç yıl bir muska gibi yanımda sakladım

biliyorsun
senin saçlarınla başlayıp
nasıl oluyorsa
benimle devam etmiş
insan sevmeyen
insan sevmeyen ama kırlara katkı sunan bir yüzün kapkaranlık bir ormanın vardı

ormanımız

düşsem ölürüm
düşsek ölürüz dediğimiz o ormanda
sana edilmiş bir yemin gibi
başında beklemediğim cümle
dalını budamadığım ağaç
eğilmediğim yüz kalmadı

sevgilim
bir şey var
artık kuramadığım kurmalı bir saat
başımda çın çın öten bir demir
dönemediğim bir yer
fırlatmak için bir odaya koyup
her gece salladığım bir cümle
durup dururken başına geldiğim
başıma gelen bir heves
bir serinlik
gittikçe kalbimi gagalayan bir kuş

sevdiği şeye dokunmadan etrafını döndüğüm
içimde sessizce büyüyen bir yer
düşmek değil
çakılmak isteği

beni artık çağırma sevgilim
kırınla
ovanla
etinle
saçınla
beni artık çağırma
başından beri içimde birbirine bakan
birbirine değmemiş iki tay var
ben bir yere batayım
bir yer bana batsın arzusu
ben bir yere çarpayım
bir yer bana çarpsın hevesi

beni delinme
beni parçalanma isteği
beni taylarını saldığı gün cam yiyen bir at
beni kardeşlerini çiğneyen genlerim
beni tam ortasında kaldığım dünya
beni Allah
günde beş defa
olmamışım diye geri çağırıyor

sen beni çağırma

yeryüzünde bazı konular yok
bazıları da hiç kapanmıyor diye
seni ateş ve suyla değil
toz ve demirle değil
künçle
hınçla
utançla icat ettim

başkasın sen
başkadır ağzın
başka bir ağaca benziyorsun
yüzünde başka bir orman var diye diye
seni ben
hem ormanına girip
hem hiçbir dalına değmeyerek
dokunmayarak hiçbir ağacına
içimi taşlara
sırtımı duvarlara süre süre

seni ben
gövdemse tir tir titreyen bir kuş
ters dönmüş bir kaplumbağa
seni ben
durup dururken değil
içinde sıkıldığım bir yeryüzü
içimde sıkılan bir yeryüzü var
diye diye icat ettim sevgilim

ben
hevesim kursağımda burada
buralarda

sen
mucidini öldüren her icat gibi
ne işe yaradığını bilmeyen bir alet gibi
orada oralarda

herkes durmuş birbirine bakıyor
herkes durmuş birbirine neden bakıyor
sürekli beni aşağıdan çağıran biri
bir hırıltı olarak iniyorum çarşılara
çarşılar renkli
çarşılar
dağılmışım
beni yanlış toplamışlar gibi

sevgilim
artık başım tam gövdemin üstünde değil
rüzgâr alan yerlerim
su geçiren yerlerim
karın boşluğumda tayını salan atın sesi
kulaklarımda göğe fırlatılmış
hep birbirine çarpan iki taşın sesi
ağacıma salıncak kuranların sesi

sorduğum herkes seni uzaktan tanıyor
gittiğim her yerden az önce çıkmışsın
kime baksam
kim bana baksa
içimde incinmiş bir atın o son cümlesi
ölmek değil
asılmak istiyordum
dünyaya tayımı saldığım günden beri

şimdi
kim bilir nerede değilim diyerek
günler yanımdan
günler önümden
günler içimden
etinle geçiyor sevgilim
etinle

seni göğsüme takıp çıktığım rüzgârlar ne güzel
ne güzel vurulduğum yerlerde yürüyebilmen
evine rüzgâr götürebilmen
aşağı bakabilmen ne güzel

ağzınla kuş tutman
kılı kırk yarman
derini yüzmeden
yeni bir deriye değdirebilmen ne güzel

içimde bir yer bir yere değiyor
kenarları kalkıyor aklımın
kime değsem
kim bana değse
o tören

düşerken biçim almış bir gövdeydim
beni ancak düşerken sevebilirlerdi

düşmek yapraklıdır sevgilim
önce dökülüyorum zannediyor insan
yana eğilmiş bir ağaç gibi
dizlerimin orada başlayan harp
omuzlarımda titremeye dönüştüğü zaman
vakti gelen bir yaprak
nasıl hem döküldüğünü zannedip
hem düşüyorsa ağaçtan
nasıl iniyorsa öyle yere
öyle görkemli
öyle yavaş
öyle un gibi
bakıp teni cam olan birinin boynuna
şahdamarına

seni tamamen unuttum
ama etinin içini görüyorum
saçlarının dibini
razı bir rüzgâr gibi
azar azar da olsa
senden artık uyurken dökülüyorum kendi etrafıma

kendi etrafıma sevgilim
dal dal
yaprak yaprak
günde birkaç defa
hafif sıyırıklarla

çünkü yapraklar sevgilim
düştükten çok sonra inanırlarmış
artık ağaçta olmadıklarına
çünkü yaprağın daldaki boşluğu
yine o yaprağın kendisi kadar

süzüle süzüle sevgilim
süzüle süzüle

döküldükten sonra da ağacını anlatan yapraklar gibi
şimdi günlerim hiç geçmiyor olabilir
ama geçmişim çok güzel gidiyor

geçmişim
bir yere gitmiş de gelecekmiş gibi

geçmişim
anlamadım ki
nereden geçmiş

düşmek yapraklıdır sevgilim
unutmak çiçekli

20 Ekim 2024 Pazar

tehlikeli şiirler - yetmiş bir

bugün tehlikeli şiirler okuyalım leyla
a. cahit zarifoğlu'dan bir şiir* mesela

Korkuyu kapışır taşlar
karanlık kendine çekince perdeyi
göz hüzünle odayı kapar
el uyur ve akvaryumda balık
resmi çekilmiş nehir

Böyle bir çiçek vardı
Rüyamdaki geçit büyüyüp büyüyüp
Büyüyüp büyüyüp büyüyüp
Espası bir tek gece
Ezip el tutan
Alnını bütün bir duvara dayıyan
ve sesleri bir orman büyüklüğünde
güneşe yol yapan çocuk
güreşip bütün gelişleriyle
gecikmiş bir deniz feneri

Saati yalvarır hızla
Şafağı çoğaltır kan akan damar
Adım zorlar kapıya çağrılan
En korkulan gerçeği
Bir boyun eğişle girilen
böyle bir çiçek vardı
kılcal kökleri
çağın sarsıntı duvarlarından
burası bir adam
bir aşk çapında
bir çeşit hapishane tutulan
akıp giden su uyanınca adam
suyu geçmek isteyen karınca
bir taşın alevinden basarak ellerine
kaçınca adam
bırakmaz eşyasını da uykuda.

*:orası neresi burası bir adam

22 Ağustos 2024 Perşembe

tehlikeli şiirler - yetmiş

bugün tehlikeli şiirler okuyalım leyla
birhan keskin'den mektup mesela 

Sevgilim, sen bunu aldığında
-ki mektup denemez buna-
umarım bağışlarsın beni:
yazamadığım mektuplarda biriktirdim kederimi.

Sevgilim İstanbul'da yaz bitiyor,
bu güz gecelerinde ben, sardunyaların arasında
senin getirdiğin mumları yakıyorum.
Bir fotoğrafa bakıp "deniz" diyorum:
Ne kadar dingin, nasıl sonsuz, olduğu yerde.
Sevgilim beni bağışla,
sana mektup yazamıyorum.
Yüzümün bir yarısı acı çekiyor, mavi
bir fotoğrafta, kızıl bir ufuk
biriktiriyor kış için öteki yarısı
coşkuyla ilgili değil elbet hayatım.

Sevgilim seni bilmemenin kederli gölgesi altındayım.

Deniz "öylece" duruyor, orada, yazda.
Hayat öylesine caydırıcı ki, korkuyorum
Sevgilim…bu dünyayı ben uydurdum
desem, sonrasını diyemiyorum.

Sevgilim, günün belli saatlerinde seni unutmayı deniyorum.

Sen bunu aldığında
-ki mektup denemez buna-
umarım bağışlarsın kederimi, haylazlığımı,
umutsuzluğumu, dalgınlığımı; yani
benden geçtiğinde anlamı sarsılan ne varsa…
Umarım her şey olacağına varıyor der,
ve kabullenirsin
kum nasıl çizmişse incecik bir camı.

26 Mayıs 2024 Pazar

tehlikeli şiirler - altmış dokuz

bugün tehlikeli şiirler okuyalım leyla
oktay rifat horozcu'dan bir şiir* mesela

Harcını çekiyorlardı yapının,
kara bir don, belden yukarsı çıplak.
Yıldızlarını çekiyorlardı evin omuzlarında,
pencereden görünecek dallarını, komşunun yarısını,
ağaçların arasında kaybolan yolunu,
durulacak yerlerini çekiyorlardı, bütün o noktaları,
aşkı, ki saklanırız çoğu kez sevişmek için,
köşeleri çekiyorlardı, merdiven başını,
mutfağın sofaya vuracak aydınlığını,
bir kızın ölüşünü ansızın
iki kapı arasında, yaz başlangıcı olabilir,
saksılar olabilir, hasekiküpesi, cezayirmenekşeleri,
yalnızlıkları çekiyorlardı, öpüşleri,
karşı çıkışları, susmalara karışan böğürtleni,
bir denizden uzaklara çıldırmanın sevincini,
bükük beli, koltuktakini, sofada yürüyeni,
kaynayan çaydanlığın mutfağa diktiği
o kokulu ağacı, kabuklarını döktükçe büyüyen,
semizotunu masada, maydanozu, domatesi,
kaşığa uzanmayan eli ve lokmayı boğazda düğümlenen,
doğacak oğlanı ölmeden önce
bir nisan yağmurunda avucunda güneşle.
Çay soğumasın, bu reçeli seversin sen,
orasını çekiyorlardı işte, tam orasını,
umutların ömrümüzden döküldüğü yeri
ve ev yükseliyordu yavaş yavaş kaderine doğru.

Onlarsa gün batmadan gidecekler.

*:harç çeken işçiler

1 Mart 2024 Cuma

tehlikeli şiirler - altmış sekiz

bugün tehlikeli şiirler okuyalım leyla
cemal süreya'dan özür* mesela

Sen akışkan ayna dertli böcek
Çamaşırımda besleyici leke

Alınyazımın tek okunaklı yeri
Bıçkın sevinç kunt öfke

Küçük dilini yutmuş kırmızı soğan
Yüce gönüllü akasya

Havı çıkmış eteklik
Hafifçe karnı olan

Sen elisürencil
Öyle bir laf varsa işte o

Dün için özür dilerim
Şimdi çıktın işten Beşiktaş’tasın

Kim istemez mutlu olmayı
Mutsuzluğa da var mısın?

*:yusufçuk, sayı:15- mart 1980

27 Kasım 2023 Pazartesi

tehlikeli şiirler - altmış yedi

bugün tehlikeli şiirler okuyalım leyla
sezai karakoç'tan kar şiiri mesela

Karın yağdığını görünce
Kar tutan toprağı anlıyacaksın
Toprakta bir karış karı görünce
Kar içinde yanan karı anlayacaksın

Allah kar gibi gökten yağınca
Karlar sıcak sıcak saçlarına değince
Başını önüne eğince
Benim bu şiirimi anlayacaksın

Bu adam o adam gelip gider
Senin ellerinde rüyam gelip gider
Her affın içinde bir intikam gelir gider
Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın

Ben bu şiiri yazdım aşık çeşidi
Öyle kar yağdı ki elim üşüdü
Ruhum seni düşününce ışıdı
Her şeyi beni anlayınca anlayacaksın

1 Kasım 2023 Çarşamba

tehlikeli şiirler - altmış altı

bugün tehlikeli şiirler okuyalım leyla
haydar ergülen'den küs nefes mesela

sana küstüğümde sen yoktun daha
yokluğuna küsmüştüm sonra sen geldin
kendime isteyemezdim seni öyle güzeldin
şimdi varmışsın gibi küsüyorum yokluğuna

alınganlık, ah, bilmezsin, küsmem de küsülecek
zamanda, n'eyleyim varlığın yokluğundan tenha
senden başka küsecek kimse mi bıraktın bana
bir ben kaldım bir de bıraktığın küskünlük tenha

sen kimseye küsmezsin bilirim, gözlerin de
yaprak hırsızı güz: anılar düştükçe göz
dolar, yaz gelmeden temizlemek gerekir
gözleri yoksa küskünlük de gözyaşıyla kirlenir

küsecek kadar sevmeli insan birini
o gelince küsmeli: nerdeydin bunca zaman
niye sevmedin beni, küsecek kimsem yoktu
demeli, o varken de kimseye küsmemeli

4 Ekim 2023 Çarşamba

tehlikeli şiirler - altmış beş

bugün tehlikeli şiirler okuyalım leyla
cemal süreya'dan bir şiir* mesela

Oydu bir bakışta tanıdım onu
Kuşlar bakımından uçarı
Çocuk tutumuyla beklenmedik
Uzatmış ay aydınlık karanlığıma
Nerden uzatmışsa tenha boynunu 
Dünyanın en güzel kadını oydu
Saçlarını tarasa baştan başa rumeli
Otursa ama hiç oturmaz ki
Kan kadını rüzgârdı atların
Hep andım ne yaşanır olduğunu
En çok neresi mi ağzıydı elbet
Bütün duyarlıklara ayarlı
Öpüşlerin türlüsünden elhamra
Sınırsız denizinde çarşafların
Bir gider bir gelirdi işlek ağzı
Ah şimdi benim gözlerim
Bir ağlamaktı tutturmuş gidiyor
Bir kadın gömleği üstümde
Günün maviliği ondan
Gecenin horozu ondan

*: yazmam daha aşk şiiri

13 Haziran 2023 Salı

tehlikeli şiirler: altmış dört

bugün tehlikeli şiirler okuyalım leyla
ismet özel'den sebeb-i telif* mesela...

Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
yaprakla yağmurun aşkı meselâ
kim olsa serpilen coşturuyor bizi
imreniyoruz başkalarının mahvına.
Yağmur mahvoluyor çarparak
kendini parçalıyor mâşukunun açılan kıvrımında
yaprak dirimle irkiliyor nazlı ve mağrur
silkiniyor vuran her damlayla.

Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
bakıp başkasının başkayla kurduğu bağlantıya
aşka dair diyoruz ilk anı bu olmalı
ilkönce damarlarımızda duyuyoruz çağıltısını
uzak iklimlerin
kokusu gitmediğimiz şehirlerin önceden
bir baş dönmesiyle kabarıyor hafızamızda
sonra ayrılıklar düşüne dalıyoruz:
Bize ait olan ne kadar uzakta!

Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
başkalarının düşünceleriyle değil.
"Üstümde yıldızlı gök" demişti Königsberg'li
"içerimde ahlâk yasası".
Yasa mı? Kimin için? Neyi berkitir yasa?
İster gözünü oğuştur, istersen tetiği çek
idam mangasındasın içinde yasa varsa. Girmem, girmedim mangalara
Yer etmedi adalet duygusu
içimde benim
çünkü ben
ömrümce adle boyun eğdim.
Yıldızlı gökten bana soracak olursanız kösnüdüm ona karşı
onu hep altımda istedim.

Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
ve devam ediyor başkalarının hınçlarıyla
düşmanı gösteriyorlar, ona saldırıyoruz
siz gidin artık
düşman dağıldı dedikleri bir anda
anlaşılıyor
baştan beri bütün yenik düşenlerle
aynı kışlaktaymışız
incecik yas dumanı herkese ulaşıyor
sevinç günlerine hürya doluştuğumuzda
tek başınayız.

Diyorum hepimizin bir gizli adı olsa gerek
belki çocuk ve ihtiyar, belki kadın ve erkek
hepimiz, herbirimiz gizli bir isimle adaşız
yoksa şimdiye kadar hesapların tutması lâzımdı
hayatımıza kendi adımızla başlardık
bilmediğimiz bu isim, hesaptaki bu açık
belki dilimi çözer, aşkımı başlatırım
aşk yazılmamış olsa bile adımın üzerine
adımı aşkın üstüne kendim yazarım.

*: bir yusuf masalı, s:27-31

5 Nisan 2023 Çarşamba

tehlikeli şiirler: altmış üç

bugün tehlikeli şiirler okuyalım leyla
ibrahim aladağ'dan bir şiir* mesela...

Allahım artık bana bir ilk mısra
İliklerim ağrıyor yalnızlıktan bana bir ilk mısra
Kimse kalmadı artık gelecek olan
Kimse gelmedi yanımda yürümeye omuzu omuzumda
Sırtımda hep o aradığım o hep bulamadığım sırtımda
Ben işte yani ben demek olan bir başınalığımla
Beklemek değil aramak belki
Değil unutmak geçmişini değil satmak dostlarını
Bana bir mısra Tanrım bir anlatayım
Bir çıksın içimden bir dönsün dilim bir çözülsün gönlüm ve genişlesin göğüs kafesim
Kaburgalarımdan sıyrılıp zonklasın yüreğim halkın ortasında
Çarpsın yüreğim herkeslerin unuttukları için kıpırdasındılım kavga adına
Sorsun onlara sıyrılabilirlerse hesaplarından
Sorsun hesabını hesaplarla zasanılan günlerin
Sorsun sordukça sorularla arasın yüreğim bulsun intikamını
Tanrım bana bir mısra intikam adına
Hayat intikam bana
Yaşıyorum onların o her şeyin sahtesinin paha ettiği
Yalanının itibar gördüğü dünyalarından öç almak adına
Unuttuğum her şey için Tanrım beni bağışla
Hep acele edip hep geciktiğim için öldü ne olduysa
Yetişemediğim için onların hızına
Sonra aşk sonra hayat sonra fırtına

Bana bir mısra Tanrım bana bir ilk mısra
Dirilip genişlemek için
Çıkmak için içimden
İçimden çıkarmak için içimi kemireni
Gene aramak için bulmayı bulamadıkça
Yüzüme bulaşan bu karanlıktan kurtar beni
Bu yalnızlıktan yakınmaktan kurtar beni
Gün olunca gün olacaklardan korkmaktan
Gece olunca kendimle uğraşmaktan
Titreyip uyanmaktan kurtar beni
Korkudan koru beni
Beni koru korunaksız kalmaktan
Kucağını göğe açanlar adına
Onların yalvardıkları adına bana bir mısra
Kafirin küfrünü yaymak için göz diktiği vatanım uğruna
Vatanlıktan çıkarılmak istenen vatanım aşkına
Babalığı elinden alınan babam adına
Aileliği unutan aileler adına
Aklını kaybeden arkadaşlarımın akılları için
Her gün binlercesiyle okullarda
Susmak öğretilen konuşmamak öğretilen nesiller adına
Bir mısra bana sadece bir mısra anlatamadıklarım adına
Üzgün düzgün söz söyleyen
Baş eğmeyen direnen bir mısra

*:anlatamadıklarım adına, tek kişilik bir oyun (s:39-40), ebabil yayınları

24 Ocak 2023 Salı

tehlikeli şiirler - altmış iki

bugün tehlikeli şiirler okuyalım leyla
gülten akın'dan güvercin ağıdı* mesela...

İkimiz de güvercini sustuk
gökyüzü her günkü yerindeydi
leylakların günü sonra
               süsenlerin günü
sonra güller bütün bir yaz
o yoktu tek
uzun boynundan bilirdik
kanat seslerinden

her şey yerli yerindeydi
tek oydu eksilen
ikimiz de güvercini sustuk
balkon soldu


*:kuş uçsa gölgesi kalır

30 Kasım 2022 Çarşamba

tehlikeli şiirler - altmış bir

bugün tehlikeli şiirler okuyalım leyla
lale müldür'den bir şiir* mesela

Seni bir gün en yakının ele verirse eğer,
Öğren susmasını ve ağlamamasını.
Bir kavanozun içinde mavi bir gül
Yetiştir her gün daha çok yaşayan.

Bir masalın ağzını kapat ve YAT
GENİŞ ODALARDA.
BİR OKSİJEN ÇADIRINDA.

ONA KÖTÜ BİR ŞEY OLSUN İSTEDİM.
BANA ÂŞIK OLSUN İSTEDİM.

*: he shot you down bang bang

1 Eylül 2022 Perşembe

tehlikeli şiirler - altmış

bugün tehlikeli şiirler okuyalım leyla
hilmi yavuz'dan bir şiir* mesela

bu yaz da dağlara bakmakla geçti
tenin yaz göğüydü, karardı;
artık hiç bir şey seçilmiyor

şimdi olgunlaşmasını bekle,
geçen günlerin

ne kadar da büyümüş yaz günleri,
hangisi dağ o günlerin, hangisi gölge?
artık hiç bir şey seçilmiyor

alacakaranlık bir çoban
çeşmelerden turunç
ve yeşil mısırlar sağıyor
yalağına akşam saatlerinin

deniz kıyısı! seni sevenler
bugüne bir ad vermeli;
toprağa, sıcak, seriliyor
yolların köpüğü

kırık cam, yollar,
sıradan şeyler,
sizi seviyorum.

artık hiç bir şey seçilmiyor…

*: bir yaz günü için şiir, yolculuk şiirleri - batıya yolculuk

20 Temmuz 2022 Çarşamba

tehlikeli şiirler - elli dokuz

bugün tehlikeli şiirler okuyalım leyla
süleyman çobanoğlu'ndan vatan* mesela

Fatmaca'yı tanırsın, kırkaltı kıtlığında
Hayvan tersi içinden arpaları toplamış
Oğlunu paraşütle Kıbrıs'a bırakmışlar
Alıcı bir kuş gibi bütün göğü kaplamış

Özlem, o kasatura boğazına batınca
Bilmezdik katarakt mı gözleri çürümüş mü
"Girne ne yanda" diye fısıldardı muhtara
"Kıran giresi gavur Beşparmak'tan düşmüş mü?"

Sonra döndü de geldi oğulcuğu bir akşam
Berber kalfası oldu uzun uzun susardı
Fatmaca hiç yakmazdı bayraklı gazeteyi
Mushaf'ın alt yanına Rauf Denktaş asardı

Ne yaşadı ne öldü: var mıydı kimse bilmez
Ablasından kalmışmış kafa kâğıdı bile
Şimdi temmuz sonu akşam alacasında
Fatmaca'yı andırır harmanlıkta bir gölge

Yalnız o kadınlardı köyünden hiç çıkmadan
Koca denizi aşıp adayı vatan yapan

*: tamgalar, ötüken yayınları (sayfa:82)

9 Mart 2022 Çarşamba

tehlikeli şiirler - elli yedi

bugün tehlikeli şiirler okuyalım leyla.
murat menteş'ten bir şiir* mesela...

Allah'ım kaderimde anarşi ve protesto
antidepresanlar ve içi boş bir gardırop
ne de çok yer kaplıyor mesela al pacino
yardımın gerekiyor kadıköy'deyim stop.

Allah'ım kaderim bu sentimental ambargo:
alternatif, referans, potansiyel, salvo yok,
sadece klostrofobi, hicran, türbülans ve şok;
cariyeler çekilmiş yeraltına cumburlop.

Allah'ım kaderimi sen yazdın sen bilirsin kalbim oyuncak mı ne, ne kolay kırılıyor?
'deplasmandır bu dünya' diyor albino şeyhim
plasebo yutturuyor bana depresif doktor.

Allah'ım kaderimden şikayetçi değilim
aksine bahtiyarım evrende bana da rol
verdiğin için şahsen; Allah'ım bizler senin
falsolu kullarınız, n'olur bizden razı ol.


*: deplasmanda plasebo

17 Ocak 2022 Pazartesi

tehlikeli şiirler - elli altı

bugün tehlikeli şiirler okuyalım leyla
ece ayhan'dan meçhul öğrenci anıtı mesela...

Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
Bir teneffüs daha yaşasaydı,
Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
Devlet dersinde öldürülmüştür.

Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
- Maveraünnehir nereye dökülür?
En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:
- Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!dir.

Bu ölümü de bastırmak için boynuna mekik oyalı mor
Bir yazma bağlayan eski eskici babası yazmıştır:
Yani ki onu oyuncakları olduğuna inandırmıştım

O günden böyle asker kaputu giyip gizli bir geyik
Yavrusunu emziren gece çamaşırcısı anası yazmıştır:
Ah ki oğlumun emeğini eline verdiler

Arkadaşları zakkumlarla örmüşlerdir şu şiiri:
Aldırma 128! İntiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında
Her çocuğun kalbinde kendinden büyük bir çocuk vardır
Bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek