film eleştirisi gibi yapan ama günümüz ilişkileri ekseninde kişisel hesaplaşmaya dönüşen bir çeşit muhasebeydi bu yazı. üstelik, mevsim, yer şekilleri ve hava koşulları uygunken sevgililer günü kandırmacası da eleştiriden nasibini almış.
/bu arada, "geber aşkım" ne güzel, nasıl da yerinde bir çeviri/isimlendirme olmuş. hayır, bunu filmin uyarlandığı kitabı seda ersavcı çevirdiği için söylemiyorum./
ama yazıya dikkat etmeme sebep olan şey kitap ya da film değil başlığıydı: az ötede "geber aşkım".
evet, hatırası var.
'az ötede' değil, artık uzakta, çok uzakta kalmış bir hikâyede vasat duygulanım anlarının vazgeçilmez bir şakasıydı çünkü.
ama ben seni çok özlüyorum. teşekkür ederim ama az ötede özle lütfen. üzülüyorum bak. bana ne, az ötede üzül. yanıyorum. az ötede yan.
vesaire...