*
yakari ile birlikte uzun bir aradan sonra ankara'dayız. yönümüze bakılırsa ali abiye ulaşma niyetindeyiz.
ankara'da en sevdiğim yerlerden biri olan kurtuluş parkındayız ve yürüyerek cebeci'ye gidiyoruz.
şu an ne durumda bilmiyorum ama parkın ortasındaki gazino, kahvehane kırması kapalı yer market olmuş. marketin bir kapısından girip diğerinden çıkmak, böylece yolu kısaltmayı düşünüyoruz. marketin içi ışıl ışıl ama labirent gibi değil ama daracık. sanki bir kapıdan diğerine uzun bir turnikeden geçiyoruz.
bu arada, marketin çalışanlarını görüyorum ve aslında bu marketin burada sık gittiğim bir marketin şubesi olduğunu fark ediyorum. ve tam parktan çıkarken aslında bütün parkın markete dahil olduğunu anlıyorum. parkın etrafı baklava dilimi delikleri olan teneke duvarlarla çevrili, dört kenarında birer kapı var.
çalışanlar akşam olmuş, mesaileri bitmiş gibi kaldırıma koydukları tezgahı ve tezgahtakileri içeri taşıyordu. hatta birine, minik baharat poşetleri asılmış tekerlekli, ağaç gibi dallı budaklı metal askılığı içeri sokmaya çalışan bir çalışana yol verdik ama geriye dönüp, "acelen ne? az daha bize çarpıyordun," dercesine ardı sıra baktık.
cebeci tarafına açılan kapıdan çıkınca karanlık değil aydınlık, hatta günlük güneşlik, ferah bir hava, masmavi bir karşıladı bizi. cahit zarifoğlu'nu ve ömre değer yaşamak'ı anarak söylersem; roma oradaydı.
bu duyguyla yakari'den yana döndüm. roma'nın orada olduğuna emin olmanın ve sevdiğim bir şehirde, bir dostla olmanın coşkusuyla zar zor bir araya getirdiğim kelimelerden bir cümle yaptım. kurtuluş parkını kastederek, "çok seviyorum," dedim.
yakari bana baktı, sanki doğru kelimeleri arayıp da bulamadığımı, yani kurduğum cümleden memnun olmadığımı fark etmiş gibi beni düzeltti: çok sevdim.
doğru yerde ve doğru zamanda olmanın sevincine doğru kelimeleri bulmanın mutluluğu eklenince, "çok sevdim lan!" diye ünledim. "çok sevdim lan!"
erbabı bilir; parkın o tarafı trafiğin her yöne deli gibi aktığı geniş bir alana açılır. yola devam etmek için ya soldaki celal bayar bulvarını aşıp itfaiyenin ya da sağdaki ziya gökalp caddesini aşıp tevfik ileri ortaokulu'nun önündeki kaldırıma geçip öyle cebeci tarafına devam edersiniz.
ama biz öyle yapmadık. trafiğe aldırmadan dümdüz yürümeye başladık. hatta ben ali abiyi arayıp az önce yakari'yle aramızda geçen konuşmayı anlattım.
"çok sevdim ali abi," dedim. "çok sevdim lan!"