/kastedilenin ne olduğunu biliyorum.
derdini anlıyorum.
haklılığını kabul ediyorum.
ama her yerde ve durumda kullanımını ise reddediyorum. bir de bu 'kader'in tıpkı çocukluğumuz ya da ebeveynlerimizle ilişkilerimiz gibi her şeye bahane edilmesini...
genel performansı etkilese de bireysel performansa etkisinin iddia, hatta bahane edildiği kadar büyük olduğuna inanmıyorum.
kimse kimseyi, ve dahi kendini kandırmasın, orada doğsa ressam olacak çocuk burada da ressam oluyor. orada adam olacak burada da.
bizdeki gibi diplomalı meslek merakı zirvede olmasa da oralardaki her çocuğun sporcu, sanatçı olmak istediğini ve başardığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz./
başka bir deyişle coğrafya her şey değil. nerede doğdunuz kader, nerede yaşadığınız önemli değil.
ama bir şey var ki çok önemli bana kalırsa: yanınızdaki kişi.
evlilik güzel bir şey değil ama biri çıkıp onu güzel kılabilir meselâ. iyi bir takımınız vardır ama kötü bir kaleciyle başarılı olamazsınız.
nereye gittiğiniz değil kiminle gittiğiniz önemlidir.
okyanusu ilk defa kiminle gördüğünüz.
tropik rüzgârla dans eden yapraklara dalıp gittiğinde yanında kim var? koku müzesinde asırlık kokularla mest olurken, bedenini zirveye taşıyan teleferikte dizlerin titrerken, vaka-i adiyeden bir depremle sallanırken yanınızdaki kişi önemlidir.
o yüzden, dünyanın en uzun köprüsünün orta yerinde durmuş, dünyanın en geniş ırmağına gölgesini bırakan bulutları seyrederken, "seçme şansım olsa yine seninle gelirdim," dersiniz.
"biliyorum, yalnız da gelsem severdim. ama bu kadar huzurlu ve mutlu olmazdım."
ve bu kadar anlamlı olmazdı.