başka bir deyişle, genel kabullere göre insanoğlunun başat özelliği 'akıl', olaylar karşısında ilk başvurduğu yer ise 'aklı'.
adımın "performatif muhalifler" hanesine yazılma tehlikesine rağmen itiraz edeceğim: ben tam tersini düşünüyorum. bazı özel durumlar dışında insanlar bütün kararlarını o an, orada duygusal olarak verir, sebeplerini ise daha sonra inşa eder.
evet, sadece kalbi konular değil, her konuda kararımız kalbidir. "tamamen duygusal" durumlarda bile duygusal.
o evi manzarası güzel diye satın almayız mesela. duygusal olarak almaya karar verir, sonra da "harika manzarası var" diye kararımızın arkasında dururuz.
aynı eve duygusal olarak "evet," demediğimiz senaryoda ise akıl "manzarası harika ama o eve, o para verilmez," deriz. hem de iyi güneş almıyordur. keşke bahçe katı olsaydı. bu mahalle çocuk yetiştirmek için ideal değil.
bir defa daha tersini düşünelim. ev çok paradır ama düğünden kalma seti bozdurmak gelir aklınıza. nasıl olsa altın sevmiyorsunuzdur. beşinci kat olması daha iyidir. bahçe katı pislik demektir. hem önü de okul bahçesi mübarek.
ya "arjantin'e aşık olup almanya ile evlenenler" diyecekler çıkacaktır "sevgili" osman konuk'tan çalarak. hatırlatırım; kalbi dedim, duygusal dedim, aşki demedim.