alın size özet...
verbum non facta*
*: söylenmemiş söz
4 Temmuz 2026 Cumartesi
üç saniye
bakmak bir saniye, gördüğüne inanamamak bir saniye, bir saniye de gördüğün şeyin gördüğüne inanamadığın şey olduğunu fark etme süresi.
1 Temmuz 2026 Çarşamba
bir masada iki kişi: teselli
çayından son bir yudum aldı, masaya bıraktığı fincanı parmak uçlarıyla ortaya doğru itti. bir süre camdan dışarı, belki de apansız bastıran yağmurda ıslanmamak için koşuşan insanlara baktı. bakışlarını oradan alıp az önce masanın ortasına doğru ittiği fincana verirken konuşmaya başladı:
- eleştirilmek istemiyorum ben. haklı ya da haksız olmak da.
- ne istiyorsun?
- teselli edilmek. hepsi bu.
*
vira bismillah dedim, "o ciciyse sen daha cicisin," diyerek girdim söze.
29 Haziran 2026 Pazartesi
bülbülün kanı
"Boyuna gül devşiriyorum eski aşklardan
ve dikenlerde
bülbüllerin kanı var."*
daha önce sormuştum. ama bu defa sormayacağım.
çünkü cevabın evet olduğuna, fırat caner'in bu mısraları yazarken oscar wilde'ın bülbül ile gül öykü/masalından etkilendiğine eminim.
*acının krallığı, heyamola yayınları
Etiketler:
ahkâm,
alıntı,
beni ben yapan kitaplar
27 Haziran 2026 Cumartesi
ruh kardeşim
daha önce de söyledim. mevzu futbol ise, mahallenin de öteki çarşının da yakışıklı abisi bellidir: maradona...
imajındaki kirler, paslar yakın çevresinin ve cümle arjantin halkının konusu olabilir ama ben bakınca çocukluk görüyorum, yetenek görüyorum, isyan, sanat, adalet...
bu yüzden soruyorum ya karşılaştığım her on numaralı arjantin formalıya, "messi mi maradona mı?" diye. neredeyse bütün cevaplar 'messi' ama olsun.
bugün de rastladım. göğsünde on numarasıyla arjantin formalı biri adam. tam soruma hazırlanıyordum ki, eşine ya da sevgilisine bir şey söylemek için geriye döndü, formanın sahibi 'maradona'ydı. "işte bu!" dedim, kendimi tutamayarak. evet, türkçe.
sonrası kısa bir sohbet. ayaküstü ama şenlikli. ne de olsa, "messi yetenekli bir futbolcu ama maradona tanrı".
ruh kardeşimsin, diyecektim ama vazgeçtim. nasıl olsa anlamıştır.
24 Haziran 2026 Çarşamba
dakika ve skor
"On altı yaşındayım ve kollarımı çapraz kavuşturup önümdeki yüksek masaya yaslanıyor, yanağımı bir koluma dayayıp kameraya bakıyorum. Artık var olmayan ve benden başka kimsenin hatırlamadığı fotoğrafta çıplak omuzlarım biraz görünüyor. Sanırım resmin amacı çıplaklığı çağrıştırmak, verdiği mesaj ise dünyaya açılmak üzere olan genç bir kadının üzerinde bulunması gereken tek şey bir çift sallantılı küpedir, şeklinde."*
*:linn ullmann, genç kız,1983
21 Haziran 2026 Pazar
brokoli
bir whatsapp konuşmasında, "bu hayatta istediği ilk şey olmayabilir ama en çok istediği şey olduğuna eminim," dedim.
/konuyu hatırlamıyorum ama yüksek ihtimalle selçuk hakkında konuşuyorduk. çünkü, selçuk 'adını vermek istemediğim bir sıralama'da ikinci sıraya düştüğünden bu yana kulakları daha çok çınlar oldu./
bunu der demez, o, küçüklüğünden bu yana ne zaman hapşırsa, "çok yaşa, iyi yaşa, güzel yaşa" diye dua ettiğim, yakışıklı ve huysuz ergeni hatırladım.
çünkü bir gün itiraz etmişti: neden 'iyi yaşa' dedikten sonra 'güzel yaşa' da diyorsun ki? aynı şey değil mi?
dilim döndüğünce iyi olanın güzel, güzel olanın iyi olamayabileceğini anlattıktan sonra bir örnek aradım. buldum da... "mesela brokoli," dedim.
/şimdi olsa, decartes'ın örneğini çalar, "dedikodu" derdim ama o zaman "mesela brokoli," dedim./
"sağlık için iyi ama yemesi o kadar da keyifli değil. iyi ama güzel değil."
ama o itiraz etti. "ben çok seviyorum brokoli yemeyi," dedi.
biraz da harika sandığım örneğimin boşa gitmesinin etkisiyle yılan gibi tıslayarak, "anasının oğlu," dedim, kendim duyabileceğim bir sesle. "n'olucak?"
pişman değilim.
18 Haziran 2026 Perşembe
16 Haziran 2026 Salı
merak
hafta sonu izlediğim son bölümüyle eşrefrüya (2025 - 2026) bitti.
/özet yerine: iyi başladı, kötü bitti./
oyunculuğunu çok sevdiğim çağatay ulusoy, "ezel'den beri tanıdığım" uluç bayraktar ve -bir rivayete göre- murat menteş etkisindeki konusu diziye bir şans vermeme sebep olmuştu. pişman da değilim. en azından ilk sezon boyunca.
daha ilk on dakikada jeneriği, istanbul yollarında akan 'fıstık' yeşili cadillac deville cupe, senaristi, görüntü yönetmeni, müzik seçimi, hatta dış sesli anlatıcısıyla dizi ona verdiğim şansı çok iyi kullandı.
mesela, kahramanın öleceğini bilmek. başı sonu belli bir hikâye izleyeceğimizi müjdeliyordu.
/çünkü bir çok güzel şey gibi "güzel ve yalnız" ülkemizde senaryoda tutarlılık da nadirattan. sosyal medya etkisiyle değişen senaryolar, seyircinin ilgisine göre sadece dizideki konumu değil karakteri de değişip duran karakterler, yönetmene ya da yapım ekibine yakınlık artıkça çoğalan sahneler, başka bir diziden daha iyi bir teklif alınca aniden gelen ölümler, gelecek projeleri düşünerek iyi biri olarak ölmek isteyen oyuncular vs...
saymakla bitmez bir bataklık.
biliyorum, "neremiz doğru" ki. ama daha kısa diziler, nerede başlayacağı nerede biteceği konular, atılan imzaya sonuna kadar sadık kalan yapım şirketleri, oyuncular istiyorum./
dış ses kullanımı, camı delip geçen kurşunun camda sebep olduğu 'e' harfi, yeşilçam melodramlarının izinde bir aşk yemini gibi duvarda asılı assolist fotoğrafı, yetimler ocağı fikri, vaadettiği erkek dostluğu "bu dizi izlenir" dedirtmişti.
güzel bir ilk sezondan sonra 'idare eder' bir ikinci sezonla devam eden dizi, üçüncü sezon için sözleşme de yenilemişken birden bire bitiverdi.
açıkçası dünyanın ve dünyamın en önemli meselesi değil. vardır bir sebebi. açıkçası merak etmiyorum.
ama...
diziyi bitirmeye karar verince senaryo değişip olaylar hızlandı ve konu izleyenleri tatmin etmeyen bir biçimde kapandı ya.
çok merak ediyorum. kitabı olsa da okusam istiyorum. hatta proje sahiplerinin izleyiciye bir borcu olduğunu düşünüyorum.
her şey planladıkları gibi olsaydı eşref tek'i dört yıl yedi ay sonraki ölümüne götürecek olaylar nasıl gelişecekti?
11 Haziran 2026 Perşembe
paralel evrenler: yirmi
iki büyük yazar.
biri türk diğeri japon.
türk olan nobelle işini halletti ama japon olan hâla ve her sene en güçlü aday.
türk olan türk romanının en iyi ikincisinde, japon olan ise sonrasında nefis bir filme esin olan öykülerinden birinde aynı sızıdan bahsediyor.
*
"bir başkası olduktan sonra, bir daha bir başkası, bir daha bir daha başkası ola ola, ilk kimliğimizin mutluluğuna geri dönebileceğimizi sanmak boş bir iyimserlikti."*
"'başka bir karaktere büründünüz' dedi misaki.
'aynen öyle.'
'sonra yine eski karakterinize döndünüz.'
'aynen öyle' dedi kafuku, 'istemesen de dönersin. ama geri döndüğünde, döndüğün yer eskisine göre biraz farklıdır. kural böyledir. tamamıyla öncesiyle aynı olmak mümkün değildir.'"**
*: elbette kara kitap
**: haruki murakami, drive my car
Etiketler:
beni ben yapan kitaplar,
paralel evrenler
7 Haziran 2026 Pazar
ayrımcılık - iki
cinsel ayrımcı olduğumu daha önce kabul ettiğime göre rahat rahat yola devam edebilirim:
/koşarken karşı yönden gelen koşucularla selamlaşmayı severim. bunda hem motivasyon bahanesi hem de aynı cemaate mensup olduğumuzun bilgisi vardır./
ama...
karşıdan gelen koşucu erkekse sol elimi kaldırır, serçe ve yüzük parmağımla anahtarlığı tuttuğum için -bir yandan inşallah sırp faşistlerin çetnik selamıyla karıştırmaz diye dua ederek- boştaki üç parmağımı açarak selam ederim. eğer kadınsa o koşucu, sol kolumu yana açar, peşi sıra al görmüş boğayı kırmızı örtüden mahrum etmek istercesine kolumu geriye atarak sanki görünmez pelerimin eteğini savurur, "yol sizindir madam" demeye getiririm.
4 Haziran 2026 Perşembe
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)