1 Kasım 2026 Pazar

başka başka sonlar

bu konuyu daha önce, bir başka biçimde işlemiştik. hatırlayalım, derim.

*
cengiz aytmatov, bir konuşmasında selvi boylum al yazmalım'ın sonu için şöyle der: 

"o zamanlar gençtim, sovyet komünist partisi'nin heyecanlı bir üyesiydim. kalemim ve gönlüm, asya'yı hikâyenin sonunda onurlu bir emekçi yerine sorumluluk duygusu olmayan bir serseriye bırakmayı kaldıramadı. asya'yı cemşit'e, yani onurlu ve sorumluluk duygusu taşıyan bilinçli emeğe yönelttim. fakat, bu yaşıma geldim, kadın aklının ve duygularının gerçekte nasıl çalıştığını halen çözebilmiş değilim. gerçek hayatta dönüp dolaşıp sonunda yine ilyas'a gidecek çok sayıda kadın da tanıdım.

bu hikâyeyi bugün yazsaydım, pek muhtemeldir ki asya'yı yeniden ilyas'la birleştirirdim.

maalesef, aşkın kimyası böyle bir şey... içinde mantık falan yok!"

*

bu tarz anektodları anlatmayı çok sevsem de, bir "ama" şerhi koymak isterim. ne de olsa iletişim(sizlik) çağında yaşıyoruz.

bu gözler, kendi cümlelerini romanlardan alıntıymış gibi sosyal medyada paylaşan ve 'like'larla alkışlanan adamlar gördü çünkü.

üstelik, konuşmanın sonu da yazardan ziyade 'sevdiği kızı almanya'ya kaptırmış', kalbi kırık, öfkeli birinin sesi.


notgibi ya da ama:

geçenlerde instagramda bir video gördüm. bir hanımefendi, "cengiz aytmatov bir kitabında şöyle yazar," diyordu.

/'bir kitap' uydurmak için iyi bir başlangıç olsa da izlemeye devam ettim./

biri tanrı'ya sormuş: "eğer her şey zaten kaderde yazılıysa neden dilek dileyeyim ki?" tanrı gülümseyerek şöyle demiş: "belki de bazı sayfalara sadece 'dilediğin gibi olsun" yazmışımdır."

/cengiz aytmatov külliyatını yıllar önce okudum. okuduğum diğer yazarlar gibi onun da her cümlesini hatırladığımı iddia edemem. ama şunu biliyorum. o zamanki çocuk da bu zamanki adam da bu cümlelere kayıtsız kalmaz, ya not alır ya unutmazdı.

uydurma olduğu aşikar.

hep demiyor muyum? mantıklı ya da güzel olması doğru ya da gerçek olduğu anlamına gelmez./