16 Haziran 2026 Salı

merak

hafta sonu izlediğim son bölümüyle eşrefrüya (2025 - 2026) bitti.

/özet yerine: iyi başladı, kötü bitti./

oyunculuğunu çok sevdiğim çağatay ulusoy, "ezel'den beri tanıdığım" uluç bayraktar ve -bir rivayete göre- murat menteş etkisindeki konusu diziye bir şans vermeme sebep olmuştu. pişman da değilim. en azından ilk sezon boyunca.

daha ilk on dakikada jeneriği, istanbul yollarında akan 'fıstık' yeşili cadillac deville cupe, senaristi, görüntü yönetmeni, müzik seçimi, hatta dış sesli anlatıcısıyla dizi ona verdiğim şansı çok iyi kullandı.

mesela, kahramanın öleceğini bilmek. başı sonu belli bir hikâye izleyeceğimizi müjdeliyordu.

/çünkü bir çok güzel şey gibi "güzel ve yalnız" ülkemizde senaryoda tutarlılık da nadirattan. sosyal medya etkisiyle değişen senaryolar, seyircinin ilgisine göre sadece dizideki konumu değil karakteri de değişip duran karakterler, yönetmene ya da yapım ekibine yakınlık artıkça çoğalan sahneler, başka bir diziden daha iyi bir teklif alınca aniden gelen ölümler, gelecek projeleri düşünerek iyi biri olarak ölmek isteyen oyuncular vs... 

saymakla bitmez bir bataklık.

biliyorum, "neremiz doğru" ki. ama daha kısa diziler, nerede başlayacağı nerede biteceği konular, atılan imzaya sonuna kadar sadık kalan yapım şirketleri, oyuncular istiyorum./

dış ses kullanımı, camı delip geçen kurşunun camda sebep olduğu 'e' harfi, yeşilçam melodramlarının izinde bir aşk yemini gibi duvarda asılı assolist fotoğrafı, yetimler ocağı fikri, vaadettiği erkek dostluğu "bu dizi izlenir" dedirtmişti.

güzel bir ilk sezondan sonra 'idare eder' bir ikinci sezonla devam eden dizi, üçüncü sezon için sözleşme de yenilemişken birden bire bitiverdi.

açıkçası dünyanın ve dünyamın en önemli meselesi değil. vardır bir sebebi. açıkçası merak etmiyorum.

ama...

diziyi bitirmeye karar verince senaryo değişip olaylar hızlandı ve konu izleyenleri tatmin etmeyen bir biçimde kapandı ya.

çok merak ediyorum. kitabı olsa da okusam istiyorum. hatta proje sahiplerinin izleyiciye bir borcu olduğunu düşünüyorum.

her şey planladıkları gibi olsaydı eşref tek'i dört yıl yedi ay sonraki ölümüne götürecek olaylar nasıl gelişecekti?

Hiç yorum yok: