toplumun, daha açık söylemek gerekirse sistemin kadına bakış açısını bütünüyle onaylamam mümkün değil. "kadınlık"ın bütün kazanımlarına rağmen hâlâ erkek egemen söylem, hâlâ eski tas, hâlâ eski hamam...
bunun sonuçlarını haberlerde, sokakta, evde görüyoruz zaten.
diğer yandan, karşı yakaya da itirazım var. savunduklarına değil elbette. daha çok tavsiye ettiklerine.
sözgelimi, "gece sokağa çıkmak hakkınız, çıkın"... elbette hakları. ama bunu kadınlara değil, kendini adam(!) sayan davarlara anlatmak, öğretmek gerek her şeyden önce.
kendini adam(!) sayan o müsveddelere öğretmeyince bunu ya da muhtabının ne onun ne de toprağın olduğunu, silahsız cepheye gönderilmiş askerlere dönüyor nisa tayfası. sonra da vicdanı olan herkes üzülüyor ama asıl, "ateş düştüğü yeri yakıyor".
o yüzden kadının gece geç vakitte dışarıda olabileceğini, o vakitte dışarıda olmasının onu kötü de ahlaksız da yapmadığını, erkek için tehlike söz konusu değilse kadın için de söz konusu olmadığını o davarların küçük beyinlerine sokmak olmalı ilk adım.
en önemlisi bir erkek bir kadına kahraman olacaksa o kadının kızından başkası olmadığını.
bunun sonuçlarını haberlerde, sokakta, evde görüyoruz zaten.
diğer yandan, karşı yakaya da itirazım var. savunduklarına değil elbette. daha çok tavsiye ettiklerine.
sözgelimi, "gece sokağa çıkmak hakkınız, çıkın"... elbette hakları. ama bunu kadınlara değil, kendini adam(!) sayan davarlara anlatmak, öğretmek gerek her şeyden önce.
kendini adam(!) sayan o müsveddelere öğretmeyince bunu ya da muhtabının ne onun ne de toprağın olduğunu, silahsız cepheye gönderilmiş askerlere dönüyor nisa tayfası. sonra da vicdanı olan herkes üzülüyor ama asıl, "ateş düştüğü yeri yakıyor".
o yüzden kadının gece geç vakitte dışarıda olabileceğini, o vakitte dışarıda olmasının onu kötü de ahlaksız da yapmadığını, erkek için tehlike söz konusu değilse kadın için de söz konusu olmadığını o davarların küçük beyinlerine sokmak olmalı ilk adım.
en önemlisi bir erkek bir kadına kahraman olacaksa o kadının kızından başkası olmadığını.