"ilk sırada sorgulama ve düşünülmüşlük geliyor: sokrates'in mirası uyarınca, iyi hayat kendi değerlerini eleştirel biçimde seçmiş, "yaşanmış olduğu kadar düşünülmüş" bir hayattır. ikincisi özerkliktir: kişinin hayatının yazarı kendisi olmalıdır; devralınan, dayatılan, korkuyla sürdürülen bir hayat, konforlu bile olsa iyi bir hayat değildir. üçüncüsü anlamlı insani bağlardır: dostluk, sevgi ve duygudaşlık. dördüncüsü entelektüel ve estetik zenginliktir: bilgiye duyulan merak, sanata ve güzelliğe açıklık, hayatı genişleten ve derinleştiren deneyimlerdir. beşincisi dürüstlük ve ahlaki cesarettir: hem kendine hem başkalarına karşı hakikatli olmak. altıncısı ise başkalarının özgürlüğüne saygıdır: kendi iyi hayatımı kurma hakkım, başkalarının aynı hakkını tanımamla sınırlıdır; hoşgörü, çoğulcu bir iyi hayat anlayışının zorunlu sonucudur."*
*
kusursuz ve istediğim her şeye sahip olduğum bir hayat sürdürdüğümü iddia edecek kadar ahmak ve dahi yalancı değilim. ama hâlimden memnunum. ne de olsa "lüks değil ama konforlu ve huzurlu bir hayatım var".
durduğum yeri, olduğum insanı seviyorum. zaman zaman geçmişi düşünüp bu değil de şu yolu seçseydim ne olurdu diye meraklansam da 'bu' yolu seçtiğime fazlasıyla memnunum.
ve şunu biliyorum, yukarıdaki maddeler -ki bold oluşları benim tercihim- ders olsaydı hepsinden de çok iyi notlarla geçerdim.
sanırım bu iyi bir şey...
4 yorum:
“Şu yolu seçseydim ne olurdu?” sorusu galiba insanın hayat boyu taşıdığı küçük bir paralel evren duygusu.
bu soruyu nasıl sorduğumuz da önemli ama. istekle, pişmanlıkla, özlemle sormak ayrı, benim gibi merakla sormak ayrı.
paralel evrenin ise daima var olduğuna inanıyorum. hayatımızı bir ırmağa benzetirsek, bu ırmağın bir benzerinin yer altı ırmağı tam da hayatın altında, görünmeden aktığını düşünüyorum.
kutluyorum..karneyi yani..nicelerine :)
karne hediyemi aldım çoktan.ama teşekkür ederim yine de.
Yorum Gönder