11 Kasım 2022 Cuma
toplu mesajlar
8 Kasım 2022 Salı
ilk izlenim için tek bir şansın vardır: yirmi üç
eski öğrencisi, bir 'günlük-roman'da* hocası nazan bekiroğlu ile ilk karşılaşmasını anlatıyor:
"Yeni Türk Edebiyatı dersine girecek olan hoca, doğum iznindeymiş, o nedenle ilk haftalar o ders boş geçmişti. Kendisi yoktu, ama namı vardı. Üst sınıflar onu anlata anlata bitiremiyordu. Hocanın izinin bittiğini ve fakülteye geldiğini öğrenince dersine kadar bekleyemedik ve birkaç arkadaşla görüp tanışmak için odasına gittik. O da odasına yeni girmiş, mantosunu çıkartıyordu. Pek de büyük sayılamayacak odaya kalabalık bir grubun doluşması onu rahatsız etmiş olacak ki, "Hoş geldiniz hocam." cümlesine, "Kirli ayakkabılarınızla batırdınız odamı!" cümlesiyle karşılık verdi. Zeminde halı serili olduğundan ayakkabılarımızın izi çıkmıştı. "Temizleriz hocam, ne olacak!" diye karşılık verirken temizlik ve titizlik konusunda aynı hassasiyeti odamdakilerden beklediğimi unutmuşum. Bizim destursuzluğumuza o da böyle karşılık vermişti. Duruşu ve konuşması o kadar hanımefendiydi ki, bizi azarlayışında dahi bir şiirsellik vardı. Gücenmemiş, aksine bizi öğrencileri olarak hemen kabullenmesinin içtenliği olarak görmüştük. Dedikleri kadar vardı, o bir başkaydı. Bazılarına göre kibir kokan bakışlarının arkasında aslında asalet vardı ve o asalet belki de bize biraz ağır geliyordu."
*: tanım değil his. bir günlüğün, tamamı olmasa da bir kısmının roman formunda yayınlanmış olması ben de bu hissi uyandırdı.
5 Kasım 2022 Cumartesi
cennet
1 Kasım 2022 Salı
ben seni şarkı söylerken duydum muydu hiç?
27 Ekim 2022 Perşembe
dakika ve skor
24 Ekim 2022 Pazartesi
artı on yıl
19 Ekim 2022 Çarşamba
yaşamak
16 Ekim 2022 Pazar
pazar sorusu
13 Ekim 2022 Perşembe
çocukluktan arda kalan
9 Ekim 2022 Pazar
athena (2022)
4 Ekim 2022 Salı
sebep
"hani," dedi, adam. deprem olup bittikten sonra kandilli rasathanesi verilerine göre depremin şiddetini söyler ya bültenler; her defasında aynı soru dökülür dudaklarımdan: ben öldükten sonra kaç şiddetinde öldüğümün ne önemi var?
aynı sebepten ayrılık sebebini de merak etmem mesela. ben öldükten sonra kaç şiddetinde öldüğümün ne önemi var?
elbette, "nerede hata yaptığını öğrenmek istemez misin?" diye soracak akıllı insanlar vardır. hayır, istemem bunu.
çünkü, ilişkileri antreman, deneme tahtası ya da derslik olarak görenlerden değilim. geçmiş tecrübelerinin tekrarını arayanlardan hiç değilim. ya unutmuş ya takılıp kalmışımdır.
her ilişkiyi biricik gören bir yanım var üstelik. birinde hata olan diğerinde olmayabilir ve muhtemelen birinde işe yarayanlar diğerinde mükemmel bir çuvallama sebebi olabilir.
kalbimden geçtiği, içimden geldiği gibi yaşarım ne yaşanacaksa.
sonra da, olsun ne olacaksa.