"rüzgârın dağımda olsun esmerliğin gecemde
öyle kal, sana sonsuz sarıldığımda."*
*: birhan keskin, aşk
öyle kal, sana sonsuz sarıldığımda."*
*: birhan keskin, aşk
wray: kafka'yı ilk kaç yaşındayken okudunuz?
murakami: on beş yaşında. şato'yu okumuştum, harika bir kitaptır. bir de dava.
wray: ilginç. bu iki kitap da bitirilmeden bırakılmıştı, ki bu da tabii ki hiçbir zaman çözülemedikleri anlamına geliyor -tıpkı sizin son kitaplarınız gibi, zemberekkuşu'nun güncesi- sanki okuyucunun da beklediği buymuş gibi, genelde bir çözümü reddediyor bu kitaplar. bunu yapmanızda kafka'nın bir etkisi olabilir mi?
murakami: tek etken o değil. raymond chandler'ı tabii ki okumuşsunuzdur. onun kitapları da gerçek bir sonuca varmaz. katil şu, diyebilir ama benim için bunu kimin yaptığının önemi yok. howard hawks birleşen kalpler'i beyaz perdeye aktarırken ilginç bir olay yaşanmış. hawks, şöförü kimin öldürdüğünü anlayamamış ve chandler'ı arayıp sormuş, chandler da, "umrumda değil!" diye yanıtlamış. benim için de durum böyle. sonuç hiçbir anlam ifade etmiyor. karamazov kardeşler'de katilin kim olduğu umrumda değil.
"gece ve milena cesaret ister, yalnızlıktan ve
sarhoşluktan daha başka şeyler bekler diğer
kadınlar.
basmane enternasyonal, bütün merkez komiteler
sarhoş, yarın ihtilal olmayacak ama bir ihtimalin yönü
değişebilir. kendimizi vurmak için, en sevdiğimiz, tek
sevdiğimiz şiiri unutabiliriz, her şeyi ama her şeyi
kaybetmiş olabiliriz, bir ip boynumuza sessizce
yerleşir, bildikleri gibi unutabilirler bizi, bir köşede kaç çiçek
durmadan bize açabilir.
alnımızdaki boşluk aşktan olmalı, vurulmak için insan
bir yeri saklamalı teninde. ihtilal insanın gizidir, eğer
gerçekten bir parça inandıysak hayata, son anda yeniden
hayat.
gece ve milena cesaret ister, okumadığımız hiçbir insan
kanamalı yeryüzünde: düşünmediğimiz hiçbir boşluk."