7 Ocak 2021 Perşembe

mukadderat

bir film. bir sahne.

sanki fırtına sonrası. ya da yangın yeri. talandan arda kalmış her şey. yıkıntılar arasında biri genç diğeri yaşlı iki adam. ya da yüzyıllar öncesi, bir meydan savaşının peşi sıra savaş meydanında dolaşan komutan ve yaveri.

genç olan gördüklerine mi yoksa hissettiklerine mi katlanamıyor bilinmez ya da içinde sonsuz bir merhamet. ahaliyi kastederek soruyor.

- şimdi ne yapacaklar?

- ellerinden geleni.

"işte bu," diyorum. mümkün cevapların en iyisi.

*

bilardoyu her şeyden çok sevdiğim zamanlara gidiyorum sonra. lise yıllarına. çarşamba öğleden sonralarının ne olduğu belirsiz rehberlik derslerini astığımızda doğan boşluğa...

o zaman şimdiki gibi düşünmez, kazanmaya anlam yüklerdim. yenmeli, daima kazanmalı, birinci olmalıydım. ama bir gün bir kırılma yaşadım. ve o gün kendimi, "en iyi oyunumu oynadığım takdirde yenilsem de fark etmez," derken yakaladım.

bugün, her sıradan insan gibi iyi yaptığım, kötü yaptığım ve hatta kötü dahi yapamadığım işler var. ama bir sorumluluk aldığımda elimden gelenin en iyisini yaptım. gerisi umrumda bile olmadı. çünkü kaybetmek kötü de, kazanınca da ne yapacağını bilmiyor insan.

ya da kazanmakla kaybetmek arasındaki tek fark insanların sana bakışı.

ben bu defa da elimden geleni yaptım. gerisi kısmet.

2 yorum:

fatoş dedi ki...

Kısmet kader bu işler, çok ş’apmamak lazım,
Mesela https://m.youtube.com/watch?v=luv7rM994Q4 şarkı dinlemek filan iyi gelir..

verbumnonfacta dedi ki...

siz başlayın. ben gelirim.