20 Mayıs 2026 Çarşamba

ilk öpücük

kafeterya. nehir kenarında. daha doğrusu bahçesi. nehri seyreden masalardan biri.

karşılıklı oturmuşuz. ama yüzümüz nehre dönük. aramızda masa. üstünde içinde nane yaprakları yüzen iki bardak limonata ve bir kül tablası. bir de kül tablasına emanet edilmiş, dumanı kıvrıla kıvrıla yükselip kaybolan bir sigara.

bazan ondan yana bakıyorum. tebessümünü, bir şey anlatırken yüzünü görmek, anlattıklarını yüzünde seyretmek için. olmuyor, bir türlü rastlaşmıyoruz. sadece minicik burnu ve upuzun kirpikleri. bir de dudaklarının gamzeye teşne bitimlerinden soldaki.

nihayet yakaladım. ya da rastlaştık. tam da sigarasını kül tablasına bırakırken. gülümsedi. gülümsedim.

sonra uzanıp sigarasını aldım. derin bir nefes çektim.

ben ki, yedi sekiz yaşlarındayken yaşadığım büyüklere öykünmeyi saymazsak hiç sigara içmedim.

Hiç yorum yok: