29 Mart 2026 Pazar

kestane kebap

bu akşam kıştan kalma bir görüntü ile karşılaştım; yaşlı bir adam kestane satıyordu.

bu manzara beni eskiye, geçen kıştan da geriye götürdü. nerden aklımıza gelmişse, o yıl satın aldığımız ilk kestanelerin kese kağıdını saklamıştık. galiba bir sonraki yıl da. hangi yıllardan olduğunu hatırlamıyorum ama bir kaç kese kağıdı daha geliyor gözümün önüne.

sonra, "ebevenler aşk şarkılarını alıp çocuklarına ithaf edebilir," minvalinde kestiğim ahkâmlar geldi aklıma.

aşkla çocuk arasındaki tek benzerlik bu olmayabilir ama. saklamak da benziyor sanki.

nasıl bir ilişkinin ya da aşkın başında her şeyin bir manası olur, sinema, konser biletleri, beraber içilen kahvelerin, birlikte yenilen yemeklerin kasa fişleri, alışveriş listesinden hallice, bazan saçma bazan vasat duygularla yüklü notlar biriktirilir hatta özel kutularda saklanırsa ebevenler de çocuklarına dair ne varsa gerek zihinlerinde gerekse fiziksel olarak saklar, biriktirir. kenarına eğri bir çizgi eklediği kağıt parçası ayraç olur kitaplara, yamuk yumuk bir kare ve üçgenden yaptığı ev, sağ üst köşesine sarı rengi boca ederek güneşe ulaştığı ya da alt yarısını vicdansızca yeşile boyadığı a-dört kağıtları kitaplığın raflarını, duvarları süsler. çok daha fazlası ise dosyalara konulmuş, tekrar bakmak hayaliyle özenle saklanmıştır.

ama zaman geçer. aşklar eskir, çocuklar büyür.

yılın ilk kestanesini yediğimizi fark etmeyiz bile. biletler, kasa fişleri "neden burada?" diye sorgulanan çöplere dönüşür. laf aramızda, hayatımıza o kadar şey girmiştir ki onlara yer yoktur.

çocuklara gelince... "resme yeteneği var," denecek kadar iyi resimler yapıyordur ama bilmem kimin resmi daha iyidir, neden ilkbaharı değil de sonbaharı resmetmiştir, maviyi daha çok kullansa daha iyi olur falan. anne ya da baba deyince mutluluktan havalara uçtuğumuz çocuğun konuşmasını düzeltir, biraz da annesine/babasına sormasını ya da susmasını isteriz.

insanın en büyük laneti budur belki de. hayretinin elinden alınması...

ya da üzerinde biriken rutinin tozu yüzünden olayların cazibesini zamanla yitirmesi.

Hiç yorum yok: