18 Eylül 2009 Cuma

bir masada iki kişi: eskiden

çayından son bir yudum aldı, masaya bıraktığı fincanı parmak uçlarıyla ortaya doğru itti.bir süre camdan dışarı, belki de apansız bastıran yağmurda ıslanmamak için koşuşan insanlara baktı.bakışlarını oradan alıp az önce masanın ortasına doğru ittiği fincana verirken konuşmaya başladı:

-o zamanlar gençtik…
*

sanırım "eskiden" ya da "o zamanlar" ifadeleri böyle kullanıldığında insan lügatindeki en can yakan kelimelerdir.

geçen zaman ve onunla birlikte değişen koşullar.

muktedir olduğumuz ne varsa artık anlamını yitirmesi.

"sen çok değiştin"lerin ardına saklanan "aslında değişen benim"ler.

hiç şüphesiz o gün orada onun da işi kolay değildi. çünkü bergson'un dediği gibi "ister atan olun ister tutan, gerçek sert bir elmadır".

Hiç yorum yok: