birazdan 'heidegger sahnesi' ile çıkmaya çalışacağım ama öncesinde aşağıdaki satırları bir defa daha dinleyeceğim.
burak aksak'ın da dediği gibi, "herkesin bir yara izi vardır aslında şiir değil ama köksal abi okuyunca şiir gibi olmuş".
bu oluşa fondaki müziğin katkısını da ben ilave edeyim.
*
"gidenler bizden hep bir parça götürürler. o parçanın yerinde de derin izler kalır.
herkesin bir yara izi vardır. insanlardan gizlemeye çalıştığı saklamak için çok uğraştığı bir yara izi.
herkesin bir yara izi vardır
kimseye dokundurtmayacak kadar güzel olan. baktıkça nefes alabiliyor olmanın kıymetini anlamanı sağlayacak bir yara izi.
bu izlerle yaşamaya alışırsın. bir sabah belki gün doğarken baktığında dışarı yaşamayı yeniden sevebilirsin.
ve bir gün elbet birileri o yara izlerine dokunur
acın da biraz olsun hafiflemeye başlar..."