17 Ekim 2026 Cumartesi

horoz değil kedi

geçenlerde elime bir ajanda geçti. mahir ünsal eriş işi kelimeli ajanda. sözlük tadında, her sayfasında bir kelime, anlamıyla birlikte komple.

yılın kalanında işe yarayabilirdi ama baktım bir gününü kullanmışlar. o sayfayı yırttım ama gözüme daha da çirkin göründü. ben de çöpe attım.

kelime fikri beni yıllar öncesine götürdü. kelimelerle arası fena olmayan bir çocuk olarak, "her horoz kendi çöplüğünde öter," dediğim günlere. "kelimeler de benim çöplüğüm."

uzun süre şakayla karışık bu iddiayı sahiplendim. ne de olsa erkekler için çocukluk, uzun süren, çoğu zaman geçmeyen bir dönem. ama geçti. çünkü kelimelerle olan ilişkimin horozlardan çok kedilere benzediğini fark ettim.

/öykücü burada olsa güler, burcuma bakarak, "sizi gidi kocaman kediler" dediği o günü andıktan sonra "ben demiştim," derdi./

kelimeleri kendine ait kılan bir yanım var benim. sahiplenmek, "bu benim," demek gibi değil. muhataplarımın aklında bazı kelimelerle, bazı kelime tercihlerimle kalmak. mesela, kopça.

bu durum, kedilerin, "buralar hep benim," demek için yaptığını hatırlatıyor. farkında olmadan bazı kelimelere çentik atıyorum.

ve insanlar ne zaman onlardan biriyle karşılaşsa, "ah!" diyor.

Hiç yorum yok: