çünkü, yapıyor.
mesela ben, bir kaç gün önce yapma ihtimalini aklımdan dahi geçirmeyeceğim bir şeyi eyleme döktüm. bir kitabı, kitaplığımda olmasın, yanındaki, yöresindeki kitaplara 'kir' bulaştırmasın diye çöpe attım.
ki ben, kitapları nesne olarak da sevenler tayfasındanım.
*
polisiye okumayı, türün incelikli yazarlarını kitaplığıma dahil etmeyi severim.
ününü bildiğim katalan bir yazarın türkçe çevirisine denk gelince düşünmeden, yayınevine de dikkat etmeden satın aldım, bu ara hafif bir şeyler okuyayım düşüncesiyle de geçen gün elime aldım.
tuhaflıklar daha ilk sayfada başladı. bırakın keyif almayı, okuduğumu anlamakta zorlanıyordum.
/ağır geldiği için -hadi dürüst olayım: anlayamadığım için- yarım bıraktığım bir kaç kitap dışında hiçbir kitabı yarım bırakmadım. bu hem kitaba saygımdan hem de bazan bir tek cümlenin bir kitabı kurtarabileceğine olan inancımdandır.
sadece, "neden baskalarınca belirlenmiş ritimlere ayarlı hayatımız?" tek cümlesi yüzünden bilmediği bir kitabı okumuş, o kitabı "beni ben yapan kitaplar"a dahil etmiş biriyim ne de olsa./
bir kaç sayfa sonra olaylar hakkında bir fikrim oluştu ama yolunda gitmeyen bir şey vardı: çevrimiçi çeviri sitelerinin ilk günlerdeki hâli gibi. türkçe çeviri rezalet olur da, işi kolaylaştırmak için ingilizceye çevirir, oradan anlamaya çalışırdık hani.
evet, metnin türkçeye çevirisi tam da o şekildeydi. eminim yapay zeka, hatta sıradan çeviri siteleri olsa daha iş çıkarırdı.
cümlelerin kötülüğünü, imla kurallarının yerlerde sürünmesini bırakın, sözlüğün önerdiği kelimeler arasındaki seçimler bile hatalıydı. hangi çevirmen, bir futbol takımına yeni katılan oyuncuyu ifade ederken "takımın yeni transferi" değil de "takımın yeni alımı" demeyi tercih eder? ve nasıl bir editördür ki bunu görmez?
hayır, dedim. o kadar da değil. karşımda ne demek istediğini tırnaklarımla kazıya kazıya çözdüğüm bir metin, berbat bir çeviri, sıfır editöryal katkı var. kitaba saygım olabilir, bir cümle bir kitabı kurtarabilir ama ben artık bir şeyler öğrenmek için değil keyif versin diye bir şeyler okuyorum.
bu da, sadece konusu kötü, beni sarmayan, onaylamadığım bir metin değil. her şeyiyle kötü bir kitap.
okumayı bıraktım. gözüm görmesin diye de kitabı çöpe attım.
peşi sıra keyifle kemal tahir okumaya başladım: devlet ana...
notgibi: yayınevi ve kitap ismini özellikle söylemedim. kötünün bile reklam sayıldığı bir çağdan geçiyoruz çünkü.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder