8 Ocak 2026 Perşembe

taşlar ve kum

fenerbahçe'yi ayrı tutarsak -ki o da geniş aile geleneğidir-, çocukluğumdan bu yana geniş aile dışında herhangi bir yapıya, cemaate, mahalleye ya da kiliseye dahil olmadım.

/bu vesileyle, beni "herhangi bir öğretiye tabi olmayanların öğretisine tabi olmak"la itham eden(!) huysuz kadına selam olsun./

bu durum beni kalıba girmekten, ruhumu ezberlere köle olmaktan korudu. bu durumun bir başka sonucu da, farklı mahallelerden bugün bile onur duyduğum arkadaşlarımın olmasıydı. ne de olsa etiket, konum ya da kostümler değil özlerimiz ahbap eylemişti bizi.

böyle böyle etrafımda insan adacıkları oluştu. ama birbirinden bağımsız adacıklar değildi bunlar. çünkü bu insanları zorunluluktan değil bile isteye seçmiştim. içten içe onlarla arkadaş olmaktan gurur duyuyor, bulduğum ilk fırsatta diğer 'adalar'a, bakın benim ne güzel 'şey'lerim var diyordum.

gururla söyleyebilirim ki, neredeyse tamamı benim kurduğum 'köprü'den diğer adalara geçti. bazıları dönmeyi reddetti hatta.

yıllarca bu adalar arasındaki köprü(ler) olarak gördüm kendimi. ta ki taranmış kumlardan ve taşlardan ibaret japon bahçelerini fark edene kadar.

o bahçelerde ne ağaç vardır ne de çiçek. su da, sular aşan köprüler de. sadece kumların içinde yüzüyor izlenimi veren irili ufaklı taşlar.

o taşlar arkadaşlarımdı. ben de bazan tahta bir tırmıkla taranıp biçimlendirilmiş bazan öylece bırakılmış kum.

Hiç yorum yok: