8 Eylül 2014 Pazartesi

zübde-i âlem

öykücü e-mail adresini bana emanet ettiğinde daha yeni bir aşktan çıkmıştı. çıkmıştı diyorum; çünkü bir savaş sonrası gibiydi. "artık mesai ayırmak istemiyorum," demiş ve eklemişti; "arada sırada kontrol eder, bilmem gereken bir şey olursa söylersin". her şeyi okumaya hakkım ve iznim ise elbette vardı.

okumadım demeyi isterdim ama okudum...

uzun bir süre direndim, daha doğrusu aklıma bile gelmedi. ama bir gün ünlülerin makyajsız hâline bakmak, federer'in maç özetlerinden birini izlemek yerine yazışmalardan daha doğrusu mektuplardan bir kaçını okudum.

o mektupların biri "zübde-i âlemsin sen" diyordu.

*

geçtiğimiz günlerde bir telefon için vakit öldürmeye çabalarken kitaplığın raflarını yormaya kalkınca gözlerim şiir, süreli yayın ya da öykü toplamı bir kitap aradı. ki yarım kalmasın. elimi uzattığım yerde o vardı: şeyh galip divanı'ndan seçmeler.

vaktinde merak ve hevesle aldığım bu kitap, hüsn ü aşk'ı okuduktan sonra kitaplığımda öylece kalmıştı. çünkü, bir çok insan gibi bana göre de şeyh galip hüsn ü aşk demek(ti). ben de aynı ortak büyük bir yanılgıyla geriye kalana ilgimi kaybetmiştim.

dediğim gibi; büyük bir yanılgı... bunu derken, sadece aldığım edebi ve sanatsal zevki kastetmiyorum. kitabı hazırlayan abdülbaki gölpınarlı deryasından kitabın hissesine düşen damlalar da eşsiz ve önemli.

*

"zübde-i âlemsin sen" ne demek, bilmiyordum. merak edip öğrenmek için çaba dahi göstermedim. ama iyi bir şey olduğu kesindi. kıskançlıkla içim acıyarak okuduğum o mektup o kadar güzeldi ki bilinçaltım belleğime, "unut!" emri vermiş, yine de unuttuğum o mektuptan geriye mektubun güzelliği ile bir tek cümle kalmıştı.

*

telefon beklerken vakit geçsin diye elime aldığım ama elimden bırakamadığım o kitabı satırlarının altını çokça çizerek okudum. ve öğrendim ki "zübde-i âlem" alemin özü demekmiş. içim acıdı.

nasıl oluyor da bir insana "zübde-i âlemsin sen" dedirten aydınlık balçıktan yapılma kör karanlığa dönüşüyordu?

*

bu vesileyle, dünyada yazılmış en güzel aşk mektubunu yeniden okudum.

yine çok kıskandım.

Hiç yorum yok: