4 Kasım 2013 Pazartesi

hem budala hem prens: mışkin

üniversite günlerinin uzatmaları. ama henüz yaz okulu. daha yağmurlu bir pazar akşamüstü şehri bir baştan diğer başa yürüyecek ve okulu bitirmemeye karar vereceğim. sonra bir dönem daha öğrencilik falan.

işte o yaz okudum budala'yı. anlayacağınız, prens mışkin'le dostluğumuz o günlerden kalmadır.

ya da "fantastik olanın başladığı yere dek uzanan gerçeğin sınırlarında gezinmekten esrik bir zevk duyarım. nöbetler yaşamın ucuna sürükler beni. sanki bir adım daha atsam, evren, her şey silinecektir. tam orada işte, tanrıya uyanırım," diyen dostoyevski'nin bu içsel yolculuk tecrübelerini en çok dışa vurduğu kahramanıyla.

şimdi, o yaz okulunun oldukça uzağında, nöbet gelmeden önce dalgınlaştığında prens mışkin'in yanıbaşında olmak istiyorum. sonsuzun sınırındaki eşikte tek ayak üzerinde dururken dengesini korumak için bana yaslansın diye.

kasım ayındayız. yani 'dostoyevski okumadan geçilemeyecek günler'de. hikaye bittiğinde prens mışkin'in varacağı "son" belli de bakalım benimki ne olacak?

Hiç yorum yok: