13 Nisan 2015 Pazartesi

doğruluk ya da cesaret

başta yapılan seçim üzerine, "kazık" bir soruya dürüst cevap vermek ya da "tehlikeli" bir görevi yerine getirmek şeklinde oldukça basit kuralları olan "doğruluk ya da cesaret oyunu"nu oynamış olanlardan değilseniz bile muhakkak duymuşsunuzdur.

o oyun adından gelen bir yanlış anlamayı büyütür bana kalırsa. sanılanın aksine "tehlikeli" görev değil sorulması muhtemel bir soruya dürüstçe cevap verebilmektir asıl cesaret gerektiren.

işte bu yüzden adına "cesaret ya da cesaret" demek hiç de yanılgı sayılmaz. 

10 Nisan 2015 Cuma

günün sorusu: seçim

dibe vurmuşları, öyle hissedenleri ya da kendini orada görenleri bir yana bırakırsak, farklı seçimler yaparak yaşayacağımız bir hayatın yaşadığımız hayattan iyi olacağını kim garanti edebilir?

4 Nisan 2015 Cumartesi

dilek

"tanrım ona bir salıncak!
bir gidip bir geliversin diye boşlukta
umutla, erinçle, tutkuyla
kendine kendine kendine katlanarak
hani görmeden daha, bilmeden darıldığı kendine"*


*: edip cansever, salıncak

3 Nisan 2015 Cuma

f ile q arasında

daktilonun icat olduğu ve kullanılmaya başlandığı ilk zamanlarda müşterilerden hızlı yazmaktan dolayı harf çubuklarının ve kafalarının birbirine takıldığı, tuşların kilitlendiği yönünde sıkça şikayet gelir. daktilo üreticileri de çözümü, klavye tuşlarının yerini değiştirip sık kullanılan harfleri birbirinden uzak seçmekte, böylece insanların yavaş yazmasını sağlamakta bulmuşlar.

daktiloların okuma odalarında sergilenecek bir eşyaya dönüştüğü, takılma ve kilitlenme ihtimali olmayan bilgisayar klavyeleri kullandığımız bu günlerde bile QWERTY kısaca "q klavye"nin başa bela olması işte bu yüzden.


notgibi: daha fazla şey için.

zeyl: klavye bahsi açılmışsa, fırsat bu fırsat diyerek, bizi "tr" uzantısından mahrum bırakan ve "com.tr" ya da "gov.tr" uzantılarına mahkum eden internetin geleceğini görecek yetenekten yoksun büyüklerimizi anmamak olmaz. çünkü türkçe'nin güzelliğine hiç de uygun olmayan "q klavye" de aynı yetenek yoksunluğunun sonucudur. evlerden internet kafelere her yeri işgal eden "q klavye"lerden "f klavye"ye ait mevziyi geri alma zamanı gelmiştir ve geçmektedir.

31 Mart 2015 Salı

ters köşe

erkeğin evlilikten kaçtığı, bahsinin açılmasına bile izin vermediği ve bu durumun gerekçelerini sağlam temellere dayandırdığı bir beraberlikte kadın belli aralıklarla evlilik arzusunu gündeme getiriyorsa bunu kadının sevgisine ve evlilik arzusuna işaret saymak bizi yanılgıya götürebilir.

bana kalırsa kadının istediği şey, emin olmaktır. erkeğin evlenmeyi hâlâ  istemiyor olduğundan emin olmak...

29 Mart 2015 Pazar

time

1:55:25


ve yine yirmi bir defa "mandalina!"...

28 Mart 2015 Cumartesi

hikâye

giriş:

sen geldiğinde yeri ve zamanıydı. kalbimde bir boşluk. tam olarak senin boyutlarında.

gelişme:

sen gittiğinde ne yeri ne zamanıydı. kalbimde aynı boşluk yeniden. tam senin boyutlarında.

o boşluğu kendine ait sananlar oldu. hatta benim de öyle sandığım. kül kedisi ve cam ayakkabı denklemi.

bir gün üzerini örttüm. yanılgılardan yorgun. biraz da unuturum ihtimaliyle.

sonuç:

şimdi sonsuz genişlikte bir zeminin üzerinde dans etmeye kalkıyor görenler genişliğin ve tenhalığın emniyetinde.

ve istemeden kurduğum bir tuzağa düşüyorlar.

zeyl:

masumiyet insanın en büyük gücü.

24 Mart 2015 Salı

dakika ve skor

"ve belki de bütün bu zaman boyunca, asla yazmayacağım bir kitabı yazıyordum."*


*: carlos fuentes, kutsal bölge

21 Mart 2015 Cumartesi

ilkyaz gün no: bir

hayatı doğduğu gün başlamayan insanlar da var. yaşamaya doğar doğmaz değil yıllar sonra başlayan.

mesela, eski bir mart ayında, defterlere "ilkyaz gün no: bir" diye not edilen bir günde.

ki kadın siyahlar giymiştir. boynunda inciler. çocuk derin bir nefes almış, "olsun ne olacaksa" demiştir.

olsun ne olacaksa... 

19 Mart 2015 Perşembe

vasiyet

"vasiyetimdir:
dalgınlığınıza gelmek istiyorum
ve kaybolmak o dalgınlıkta."*

*: didem madak, 'ah'lar ağacı

14 Mart 2015 Cumartesi

tehlikeli şiirler: on dokuz

bugün tehlikeli şiirler okuyalım leyla.
'ben seni seviyorum bunda bir kasıt yok'* mesela...

"acınası tesadüflerle ayrılıyorsun molekülden,
hüzün hastası bir hayvansın
şiddetli baş ağrılarıyla çalkalanan
çok kurak iklimlerde, büyük sinir krizlerinde
ağır işkence görmüş şehirlerde
saadetin zarif, adaletin ince.

bir miktar alkol ve ürperti alıyorsun
kelimelerin karardığı peşin hükümlerde.
şahsi sevişiyorsun şiddetin bütün bitki örtüsüyle.
gözlerin ucuz, tutkun ucuz, direncin ucuz
tehlikeli bir yalan gibi duruyorsun
ruh yoksulluğunun harikulade iskeleti üzerinde.

tutulamayacak yeminsin, yemin ederim,
her insana gerçek aşkı öğretecek bir külfetin var
ve
alelacele asılmış bir çocuk militan
gibi şaşkın ama onurlu bakıyorsun
yükseldiğin gökyüzüne.

ben seni ayakta alkışlıyorum
hep ayakta alkışlıyorum seni ben
yollarda yürürken alkışlıyorum
sinemalarda, üçüncü sınıf oyuncularda alkışlıyorum
afrika'nın içlerine doğru alkışlıyorum
vuruşurken alkışlıyorum seni ben
evet, hüzün hastası bir hayvansın
acınası tesadüflerle ayrılıyorsun
kainata gösterdiğin sahte hüviyetinden.

o nasıl bir hale
bana cimri, başkalarına bonkör bedeninde;
bir acı votka tadı yakalıyorum dilenen bakışlarında
'suçsuzum' diyorsun, 'tarzım bu' diyorsun
aç bir kurt gibi iniyor yüzüne hüzün
kirpiklerin alnına deyiyor
bende deyiyorum alnına cevapsız sorularımla
uykum geldi diyorum
seni sevmekten uykum geldi
jilete abanıyorum
korkuya abanıyorum
tek arkadaşım yok öbür tarafta çünkü!

çek perdeleri, kapat ışıkları
bu telaşlı yok oluşun fosforu aydınlatır bizi
uykum geldi diyorum
tutulamayacak yeminsin, yemin ederim
her yeri keserim, herkesi, her şeyi keserim
bıçağımı taşıyan elde kader çizgim de gizli!
bitiyor
sancıda safları sıklaştıran o garip haz bitiyor
bir kez olsun samimi bak
bak! gecenin eteklerine eşkiya ayrılıklar siniyor!

acınası tesadüflerle ayrılıyorsun molekülden
ateşler içinde bırakıyorsun sana biriktirdiğim suyu
oysa hiç şansım kalmadı
yeniden doğmak için, bana ait olduğu belirtilen külden.

al bu külü de götür
al bu külü de götür, diğer taraflara üfle
muzaffer bir hain gibi ayrıl
tertemiz hayal hikayemden."


*: küçük iskender