5 Kasım 2013 Salı

pişmanlık

"pişmanlıktan daha yararsız bir şey yok yeryüzünde, çünkü insan affedilmek ve unutturmak için pişman olduğunu söyler, hepimiz gizlice sevmeye devam ederiz hatalarımızı."


*: jose saramago, ricardo reis'in öldüğü yıl

5 yorum:

hayal kahvem dedi ki...


hımm. acaba jose saramago, orhan gencebay'ın "hatasız kul olmaz" şarkısının ritminde mi bu cümleleri yazmış:)

ya da nebileyim...en güzelini müslüm gürses söyler ya. "son pişmanlık neye yarar. buraya kadar" der hani. saramago'nun söylediği bu tatta bişi olabilir mi?

hey! attila ilhan'ın "an gelir" şiirindeki "her ölen pişman ölür" dizesini akıldan çıkarmamak lazım tabii.

o halde, pişman ölenlerinin ruhuna rahmet diyeyim, ben ise hata yapma hakkıma sahip çıkıp, hatalarımı sevmeye devam edeyim:)

verbumnonfacta dedi ki...

"hımm." erkeklerin söze başlamadan önce yumruk yaptığı elini dudaklarına yaklaştırıp hafifçe öksürmesi gibi kızların da söze başlamak için kullandığı bir şey mi?

müsadenizle bu "hımm"ı alıp diğerlerinin yanına not ediyorum. çemkirmek, mütevellit ve diğerleri ile aynı kutuda dursun.

yorumunuz bana "an gelir" dinlettiğine göre sonuncu tahmininiz doğruya en yakın olsa gerek. çünkü baştaki sorunuzun cevabını ben de bilmiyorum.

hata yapma hakkınızdan asla vaz geçmeyin derim. kim olduğunu hatırlayamadığım birinin de dediği gibi, hatalarınızla sevsinler sizi.

lydia dedi ki...

hatalarımı sever miyim diye düşündüm de? hatasına, o an yaşananlara, kişilere göre değişir. ama hepsinin arkasında dururum.

bitmesini istemediğim kitaplardandı. altını çizdiğim satırlardan bir diğeri de "...bildiğim bir şey var ki o da pek çok gerçekliğin olduğu ve bunların birbirine ters düştüğü, ve gerçekler kendi aralarında çatışmadan neyin yalan olduğunu bilemeyiz."(s.380)

hayal kahvem dedi ki...

zagor maceralarının müdavimi olduğum için olmalı,yazıda ses efektleri kullanmayı seviyorum. hımmm, ne ki vnf? mesela gök gürlediği zaman gökyüzünde RRRUMBLE efekti yazdığını görüyorum ve aynen seslendiriyorum.

ilk yorumuma hımm diye niye başladım acaba? farkında olmadan yazdığımı biliyorum. ne bileyim? bilgiçlik edası hisettirmek için yazmış olabilirim belki:)ve size bir şey söyleyeyim mi, hem konuşmada hem yazıda hımm'ı acayip kullanıyorum ben:) sahiden.

hıımm'ı o kadar küçümsemeyin hocam,
sevimli bir hal yaratır, bi de o gözle okuyun olmaz mı? hemen kutuya kaldırmayın:)

durun, yeni bir kaç dize yazacağım:

"ey pişmanlık
sütün ne kadar acı olursa olsun
sen bizim güzel annemizsin."

şükrü erbaş'a selam olsun diyeyim.

verbumnonfacta dedi ki...

@lydia,
kişi olduğu "şey"den ve bulunduğu yerden memnunsa ister istemez kendisini "o an"a taşıyan her şeyi seviyor. varsın içlerinde hata da olsun.

demek o kitabın tadına varanlardansınız. ve ne kadar şanslısınız. ben son bölümleri günde bir bölüm okuyarak bitirmiştim kitap çabuk bitmesin diye. bu da günde yaklaşık yirmi sayfa demekti. şölen gibiydi.

ama bitti. bitti ve yirminci yüzyılın en iyi üç romanı listemi alt üst etti.

bahsettiğiniz sayfaya baktım elbette. ben de çizmişim aynı satırları. ama bir farkla, ben çizmeye, "pek çok"un altından başlamış ve "nokta"ya kadar devam etmişim.

yalnız bir şeyi itiraf etmem gerek: ricardo reis'in öldüğü yıl altını en çok çizdiğim kitaplardan biri olabilir.

@hayal kahvem,
zagor'u ben de severdim. kız olsam eminim aşık olurdum. çünkü en yakışıklısı oydu. bir de conan'a.

o kutu bambaşka bir kutu. ve "hımm" oradadır artık.

artık "pişmanlık"ın şefkatine ihtiyacım olmasa da şükrü erbaş'a benden de selam olsun.