1 Kasım 2021 Pazartesi
nereye kadar?
27 Ekim 2021 Çarşamba
şampiyonların kahvaltısı
koşmayı seviyorum. bunun büyük bir şey olduğunu düşünmüyorum ama. ne beni özel biri yapıyor ne de iyi biri. eğer hayatta bir başarım varsa bunun koşmakla bir ilgisi yok. kaldı ki, başarım da yok.
koşmak, belki merdiven çıkarken işime yarıyor biraz. biraz da pazartesi başlayıp çarşambaya gelmeden bozulan diyetlerden, sabahları içilen sirkeli sudan uzak tutuyor beni.
yine de düzenli olarak koşmaya çalışıyorum. çünkü, "uzun mesafe koşucusunun yalnızlığı"nı seviyorum. aynı isimde bir film var, onu da... fark ettim, "adasal bilinç" demeyerek, entelektüel görünme fırsatını kaçırdım. nasip. ölmezsek, nasıl olsa konu yine 'koşmak' bahsine gelir. belki o zaman.
fazla enerjimi yalan yanlış yerlere kanalize etmek yerine atletizm pistine, caddelere, kırlara, bayırlara serpmek hoşuma gidiyor. o fazladan enerjiyi kafes dövüşlerinde harcadığımı düşünsenize. dayak yemek değil elbette korkum. kaldı ki, dayak yeseniz de atsanız da canınız yanar. eliniz parçalanır, şişer, kırılır, incinir.
ayrılık sürecine benziyor yani. hangi köşede olursanız olun canınız yanar. eğer acı çekmeyen biri varsa, bilin ki çoktan gitmiştir o.
sonra, hayal kuruyorum koşarken. düşünüyorum, veremediğim cevapları veriyor, olası karşılaşmaların diyaloglarını yazıyorum. buraya yazdığım bazı yazıları koşarken kurduğum bile oldu.
susuyorum, acıkıyorum. size tuhaf gelebilir belki ama en çok acıkıyorum. poğaçalar, simitler, elmalı kurabiyeler geçiyor gözümün önünden.
bazan 'karlı dağlar' da geçiyor ama bunun konumuzla ilgisi yok.
yine öyle bir gün. yol üzerinde fırın olsa duracak, yarım ekmeği mideye indirip yoluma öyle devam edeceğim. para da var.
bu arada erbabı iyi bilir; bu coğrafyanın en yakası açılmadık hikâyeleri bu cümle ile başlar: para da var...
dönüş yolunda, evin yakınındaki bir markete daldım. reklam olmasın diye adını söylemeyeyim ama bir sürü çikolata, bisküvi vs. alıp kasanın yürüyen bandına yığdım. bu arada leş gibiyim ve berbat koktuğuma eminim. öyle ki, bu gerçekle yüzleşmemek için burnumdan nefes almıyorum. sosyal mesafe denilen şeyi de diğer müşterilerle bir olup 'korona günleri'nden çok önce, o gün keşfetmiş olabiliriz.
sıra bana geldi. kasiyer kız önce yığına sonra bana baktı. "bunları yiyorsunuz, sonra da koşmak zorunda kalıyorsunuz," dedi. "aksine," dedim, gülümsemesine gülümseme ile karşılık vererek.
"ben, bunları yiyebilmek için koşuyorum."
burada olsaydı ve sabah hazırladığım kahvaltıyı görseydi, eminim aynı şeyleri söylerdi.
"hayır, adile. ben bu kahvaltıyı yapabilmek için koşuyorum."
23 Ekim 2021 Cumartesi
bilmek
21 Ekim 2021 Perşembe
anne gibi
17 Ekim 2021 Pazar
en doğru kişi
16 Ekim 2021 Cumartesi
dakika ve skor
13 Ekim 2021 Çarşamba
nobel 'şey'i, yazarlar ve okurlar
10 Ekim 2021 Pazar
günün sorusu: iyi biri
8 Ekim 2021 Cuma
tehlikeli şiirler - elli dört
"Nasıl tutayım ki ruhumu,değmesin diye seninkine? Nasıltutup da kaldırayım onu senin üzerinden başka şeylere?Ah, karanlığın ortasında, yitik bir şeylerin içinekoyayım isterdim ruhumu,yabancı, sessiz bir yere,senin derinliklerin titreşirken titreşmeyen.Lâkin her şey, bize dokunan, sana ve bana,ikimizi birden alıyor, iki telden tek ses çıkaranyayın çekişi gibi.Hangi enstrümanın teliyiz?Hangi kemancı tutuyor elinde bizi?Ah, güzel şarkı."