20 Temmuz 2015 Pazartesi

güzel çocuk

söze karamazov kardeşler'in en cazip olanı dimitri'nin bir sandığın üzerinde uyuyakaldıktan sonra, uyandığında söylediği cümle ile başlayalım: "bir düş gördüm efendiler..."

*

kapı. oldukça sıradan. mobilyasız, büyükçe bir odaya açılıyormuş. uzun kenarın kısa kenara birleştiği yerde neredeyse. duvarlar bembeyaz. beyazlık çizgileri siliyor, sınırları ihlal ediyor. kapının soluna düşen uzaktaki kısa kenarın taşıdığı bir duvar yok. bütünüyle pencere.

o pencere neredeyse gökyüzüne uzanıyor. çünkü başımı kaldırıp baktığımda tavanın sonsuz yükseklikte olduğunu görüyorum. "kendi gök kubbesi altında bir oda" diyor, sonra da bu şakamı beğeniyorum.

pencereden dolan ışık duvarların beyazlığında ve odanın yeni cilalanmış tahta zemininde çoğalıyor. fakat oda bütünüyle boş değil. ışıl ışıl yanan zeminin üzerinde kırmızıları çoğalan bir halı var. gri, siyah, koyu ve açık yeşil, sarı dikdörtgenlere bölünmüş. ya da o dikdörtgenlerden meydana gelmiş. ve rüya içinde olmasa da şimdi bu halıyı ikea kataloğundan ödünç aldığımı biliyorum.

halının üzerinde kendi başına oynayan bir çocuk var. kocaman gözleri ve upuzun kirpikleriyle o kadar güzel ki. "annesi çok güzel olmalı," diyorum. "böylesi bir güzellik çocuğa ancak anneden sirayet edebilir."

bu fikri kendimle tartışırken gözlerimi açtım. ağaç dallarının altında sırt üstü uzanıp uyuduğum bir uykunun rüyasını görüyormuşum meğer.

dalların, yaprakların arasından gökyüzünü seyrediyorum. o küçücük gök yüzü parçasındaki mavilik, bulut parçaları başımı döndürüyor. tıpkı ikea kataloğu gibi rüyamın içinde toprağa ya da çimene sırt üstü yatıp o manzarayı yüzlerce defa fotoğrafladığımı da bilmiyorum.

gözlerimi yeniden kapatıp sesleri; kuşların cıvıltısını, yaprakların hışırtısını ve etrafta oyun oynayan çocukların sesini dinliyorum.

sanki birisi emretmiş gibi başımı sağa çeviriyorum birden. ve gözlerimi açıyorum. çocuk. aynı çocuk. çimenlere serilmiş bir örtünün üzerindeyiz. yüzünü benden yana dönmüş, uyuyor. nefes alıp vermesi o kadar sessiz, o kadar hafif ki. hemen arkasında yüzünü çocuğa, dolayısıyla bana da dönmüş bir kadın. upuzun kirpiklerinin gölgelediği yüzünde güzel bir uykunun huzuru var.

"biliyordum," diyorum. "böylesi bir güzellik çocuğa ancak anneden sirayet edebilir."

Hiç yorum yok: