28 Ekim 2013 Pazartesi

ruh ve beden

kaç gün, kaç hafta, kaç ay olduğunu bilmiyorum. 'seni seviyorum demenin bin bir yolu'nun kaçıncı güzergâhındayım onu da...

emin olduğum tek şey, ilişkilerin bir ara uğrayıp fazla kalmadan yoluna devam ettiği 'aşkın şenlikli zamanları'nda olduğumuz. ne yaparsak yapalım ya da ne söylersek söyleyelim hepsinin de neşe kaynağına dönüştüğü günler. ve ben, büyük okyanusu gölgelemeye muktedir kirpiklerinden fırsat bulabilirsem gözlerindeki okyanusa dalıp bir süre kayboluyorum. belki de beni bulsun diye...

beni bulduğu anlardan birinde, türk filmlerinin o ünlü repliğini bozmuş ve "ruhuma sahip olabilirsiniz ama bedenime asla," demiştim.

gözleri, ah o gözleri, 'med' deyip de 'cezir' demeyen gözleri... bir defa daha 'med' dedi. ve gözlerinin kaldığı yerden sesi devam etti: ruhunuz umurumda değil, ben bedeninizi istiyorum...

ürperdim...

yıllar var ki geçmedi.

2 yorum:

lydia dedi ki...

yazınızı okuduğumda aynı anda öyle çok şey hissetim ki;
özlemle bahsettiğiniz o günlerinize saygı
“anı parçası” etiketi nedeniyle hüzün
ruhunuzu değil de bedeninizi istediği için mutlu mu yoksa üzgün mü olduğunuza dair kafa karışıklığı
bu kirpikleri güzel kız vnf’nin onu ne kadar sevdiğini (hala!) biliyor mu? bilmesi için vnf buraya yazmanın dışında girişimde bulunuyor veya zamanında bulunmuş mu?
...
liste daha da uzayıp gidiyor. ancak niyetim özelinize dair sorular sormak değil. yalnızca yazınızın bir okurunuzda bıraktığı etki ile ilgili paylaşma isteği…

verbumnonfacta dedi ki...

bu blogta yazı konusu olamayacak hiçbir soruya cevap vermem. bu yüzden sorularınızın niteliğinden endişe etmeyin lütfen.

yaşanmış ve bir "anı parçası"na dönüşmüş "an"lara duyduğunuz saygı içinse teşekkürler.

o ürpertinin iki sebebi olabilir: birincisi bana mukabele edişindeki isabet, yani o muazzam "denklik". ikincisi ise, cüret. ve ben, hem "denklik"i hem de "yüzsüzlük"e dönüşmemiş "cüret"i çok severim.

bugün, bahsi geçen kişiyi sevmiyorum. ve oralarda bir yerlerde iyi olduğunu umuyorum. vaktinde yani onu severken ne kadar sevdiğimi elbette biliyordu. bir kaç "anı parçası"na konu olmuş, bir kaç yazıya sızmış olsa da buradan haberi yok. olacağını da sanmıyorum.