seviye olarak ortalama, konusu ve anlatım tarzıyla klasik saramago anlatılarından biriydi. yani saramago romanları listem değişmedi.
/ilk üç. sırasıyla. lizbon kuşatmasının tarihi, ölüm bir varmış bir yokmuş, yitik adanın öyküsü. paha biçilemez olansa, elbette ve tartışmasız ricardo reis'ın öldüğü yıl./
ama körlük'le çıktığım yolun görmek'le son-uç'a varması gerçekten manidarmış.
çünkü saramago başlardaki göndermelerle yetinmeyip romanı yarısından sonra bir manevra ile körlük'e bağlıyor.
hem o romanı hem de bunu nihayetlendirirken, adeta bekiroğlugillerden nazan'ın tadından yenmez denemesi son için güzelleme'deki "örtük" sorusuna cevap veriyor: asıl, roman bittikten sonra ne yapar kahramanlar?
bunlardan bahsedişim kimseyi kandırmasın. romandan bahsetmek de eleştiriye soyunmak da değil niyetim. sadece, "o kadın ortaya çıktı," demek için yazıyorum. hâliyle adam da.
o adam belediye başkanı değilmiş. komiser olarak anılan, körlük'ün kahramanı kadını ve arkadaşlarını araştırmakla görevli ajan, polis karışımı üç kişilik ekibin lideri.
kadın da herkesin 'beyaz' körlüğe yakalandığı ilk romandaki kör olmayan tek kişi. göz doktorunun karısı.
yan yana oturdukları bir bankta, hakim olamadığı göz yaşları yanaklarından süzülürken yaşıyor adam aydınlanmasını.
bir kaç gün sonra da aynı katilin silahından çıkan kurşunlarla hiç olmazsa ölümde birleşiyorlar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder