yapay zeka kullananlardan değilim. yapay zekayı arkadaş listesine ekleyenlerden ise hiç değilim. bazan gugıl aramalarında 'bakış'ına başvuruyorum, hepsi o.
/ama bugün kullandım. bu da onun hikâyesi./
dört yıl boyunca edebiyat okuduğu yetmezmiş gibi hâlâ okumaya devam eden bir arkadaşım var. bu sabah onunla karşılaştık. sınav, araştırma, tez vs. bahanelerle uzun zamandır ortalıkta yoktu.
"nasılsın?", "nasıl gidiyor?" tarzı bir soru sormak isterken ağzımdan "hâlâ öyle misin?" sorusu çıktı. o, bu manasız soruya manalı bir cevap vermeye çalışırken ben devam ettim: "hâlâ öyle misin ferit?"
neredeyse yüz yıl öncesinden kalma bir soruydu bu? hayır, sadece edebiyat tarihi açısından değil. benim için de.
arkadaşım hatırlamadı ama ben peyami safa olduğuna emindim. bir an yalnızız ve matmazel noraliya'nın koltuğu arasında gidip gelsem de matmazel noraliya'nın koltuğu olduğuna da emindim. peşi sıra bu sorunun roman için mühim, ferit için bir dönüm noktası olduğunu da hatırladım.
ama bir şey vardı. dilim, "hâlâ" dese de içimdeki yankı bambaşkaydı.
ben de daha önce yapmadığımı yaptım, yapay zekaya sordum. evet, doğrusu "hep öyle misin?" imiş.
arkadaşıma da söyledim. ve ekledim: yapay zeka hiç bu kadar doğru yerde, doğru zamanda kullanılmamıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder