17 Eylül 2026 Perşembe

o kadın

bu ara josé saramago okumalarımdan arda kalan son romanı, görmek'i okuyorum. bir anlamda körlük'le açtığım parantez görmek'le kapanmak üzere.

manidar...

/romanın bir yerlerinde körlük'e gönderme de var zaten: olan bitenin tuhaflığı birilerinin dikkatini çekiyor ve "bizimki de amma garip bir ülke, daha önce dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş şeyler meydana geliyor," diyor. ama iki olay arasında renk dışında en ufak bir ilişki bulunmadığını da kabul ediyor: "tek ortak nokta renk, biri beyaz körlük salgınıydı, diğeri beyaz renkli boş oy salgını./

saramago romanlarında hep olduğu gibi parlak ve farklı bir fikirle başlıyor roman: yağmurlu bir seçim günü. seçimlerde kullanılan oyların yüzde seksen üçü boş.

sonrası bilindik saramago anlatısı.

bana bunları yazdıransa bambaşka bir şey. romanın yarısına geldim. hâlâ farkına bile varmadan roman kahramanına dönüşecek şaşkın ve sıradan adamı bekliyorum. [o adam, başkentin müstafi belediye başkanı olacak gibi] ve peşi sıra arz-ı endam edecek o kadını. [o da, -henüz sahneye çıkmadı ama- belediye başkanının doktor karısı sanki.]

çünkü saramago romanlarında hep öyle adamlar olur ve o tutkulu, zeki, görmeye muktedir, cesur kadın sayesinde hayatı, aşkı, yaşayıp değil de ölüp gittiğini fark eder. peşi sıra eski hayatını geride bırakıp yeniden başlar.

bana kalırsa o adamlar saramago, kadın ise her defasında onun ölümsüz aşkı pilar'dır.

Hiç yorum yok: