9 Haziran 2015 Salı

tehlikeli şiirler: yirmi

bugün tehlikeli şiirler okuyalım leyla.
'üstümüze yazdıklarım'* mesela...

"üstümüze yazdıklarımın hepsi yalan
onlar olan değil olmasını istediklerimdi aramızda
onlar ulaşılmaz dallarında duran hasretlerimdi
onlar susuzluğumdu düşlerimin kuyusundan çekilmiş
ışığa çizdiğim resimlerdi onlar.

üstümüze yazdıklarımın doğru hepsi
güzelliğin
         yani bir yemiş sepeti yahut kır sofrası
sensizliğim
         yani şehrin son köşesinde son sokak feneri oluşum
kıskanışım seni
         yani gözüm bağlı koşuşum geceleyin tirenlerin arasında
bahtiyarlığım
         yani bentlerini yıkıp akan güneşli ırmak.
üstümüze yazdıklarımın hepsi yalan
üstümüze yazdıklarımın doğru hepsi."


*: nazım hikmet, 30eylül1960 laypzig

2 yorum:

Sehir Kackini dedi ki...

hiç hissettiğiniz oldu mu, ne yalan ne doğru; üzerinize hiç bir şeyin yazılmamış olduğunu hiç duydunuz mu?
Boşluğun bir boşluk olduğu fikrine katılmıyorum. Bağıldır boşluk ve doludur aslında. Hiç bir şey yazılmamış olduğunu düşünüp boşluğa düştüğünü sansa da (en azından tam olarak şu an ben) aslında bir ağrıyla dopdolu olduğumuz.Bu bir erkek bir kadın problemi değil, olmamalı yani. Bambaşka bir ağrıdan söz etmeliyim.

verbumnonfacta dedi ki...

"yazıldığını da duymadım" diyerek gireyim topa.

diğer yandan, "boşluk"ların da bir anlamı var. tıpkı sabahlar, "yokluk"lar gibi.

"en azından tam olarak şu an siz" kalkın düştüğünüz yerden. ya da boşluktan.