16 Haziran 2015 Salı

kısa kısa - on yedi

* uzun bir bekleyiştir sevmek. ya da hayatı tesbih yapmışım. evet, bu defaki şarkımız.

* karl lagerfeld bir defilesini ahırda yapar ve peşi sıra twitter'da döktürür: insanların geçmişinize saygı göstermesini istiyorsanız bugününüze ama daha da kötüsü yarınınıza güvenmiyorsunuz demektir.

* "en uzun şubatlarla çekilmiş/ bir fotoğraf ayrılığı/ gibisin (murathan mungan, eski 45'likler)"

* "aslında kötü bir alışkanlıktır okumak, öteki bütün kötü alışkanlıkların yerini tutabilecek ya da onların yerine herkesi daha bir yoğun biçimde yaşamaya itebilecek bir alışkanlıktır, delicesine bir yaşam biçimidir, insanı yiyip bitiren bir tutkudur. (ingeborg bachman, malina)"

* hasan ali toptaş "söyleşiler kitabı"nda, "başlarken yalnızsın, bitirdiğinde daha da yalnız" diyor ve ekliyor: çocukluğunun elinden tutmayan hiçbir yere gidemez.

* film ya da dizi setlerine yemek, yiyecek-içecek hizmeti veren bir şirket için daha güzel bir isim bulunamazdı: naked luch.

* yapıştırma bir medeniyetin peşinde koşup kendini varoluşuna anlam yüklemek zorunda hissetmeyen eski insanların bizden daha şanslı olduğuna eminim.

* "bir kitabın büyük bir kitap olduğunun şaşmaz göstergesi: insan böyle bir kitabı okurken, tek bir satır bile yazmış olduğundan ötürü utanç duyar; ama sonra iradesine karşı çıkarak, sanki daha önce tek satır yazmamışçasına yazmak zorunda kalır.(elias canetti, insanın taşrasında)"

* toprak kortta oynanan tek grand slam olan roland garros yani fransa açık tenis turnuvası kadınlarda serena williams, erkeklerde ise stanislas wawrinka'nın zaferleriyle sonuçlandı.

* turnuva başlamadan önce, serena'nın "toprak sevmeyişi" sıkıntı olsa da şampiyonluğu süpriz olmadı.

* erkekler kanadında ise hep büyük bir süpriz hem de anlatacak çok hikâye vardı. federer iyi bir kura çekmiş, finale kadar djokovic, murray ve nadal üçlüsüyle uğraşmasına gerek kalmamıştı. bu üçlü arasındaki olası cenkleşme kim ne derse desin kendisi için avantajdı. ama bu avantajı wawrinka hiç acımadan toprağa gömdü. nadal'ın bu sene şampiyon olmasını kimse beklemiyordu ama roland garros'tu, topraktı, belli olmazdı. djokoviç nadal'a bu turnuvadaki ikinci yenilgisini yaşatırken kariyer slam'i konusunda ne kadar ciddi olduğunu da göstermişti. ama karşısında muazzam oynayan bir wawrinka vardı. ilk seti kaybeden wawrinka düştüğü yerden kalktı ve djokovic'i üç-bir geçerek şampiyon oldu.

* federer şampiyon falan olmuyor ama ondan mutlaka bahsediyorsunuz, diyenler şu yazıyı okusun. yazının başlığı bir çok şeyi açıklıyor zaten: kutsal bir deneyim olarak roger federer. üstelik yazan david foster wallece. daha ne diyeyim.

* üstelik "onun 'şarkısı' da var": grand slam man.

* dumankara ile gönlümüzü titreten, çizgi -ya da grafik- roman konusunda bu toprakların en bilgili kişisi levent cantek kişisel blogunda facebook müdavimleri ve instagram severlere sesleniyor.

* sosyal medya, facebook, instagram demişken the joneses(2010) izlesenize.

* richard brautigan'dan 'ele övgü': eller çok güzel şeyler, özellikle sevişmeye yollanıp geri geldiklerinde.

* son dönem çizgi romanlarını "pek renkli" bulan yalnızca ben miyim?

* babaları ekonomi, anneleri ise sanat tarihi profesörü olan coen kardeşlerden büyük olanı joel’in, "annem bir defasında "çocukları sanat müzesine götürmenin yolları" diye bir makale yazmıştı ama bizi bir defa olsun müzeye götürdüklerini hatırlamıyorum," demesi, mum dibine ışık vermez, deyimine açıklayıcı bir örnek olarak sizi bilmem ama benim kişisel tarihimde yerini aldı.

* yaz günü bile bot giyenler birleşin. ve sınırlarımı terk edin. arz ederim.

* max frisch, "her insan eninde sonunda kendi hayatı sandığı bir hikâye uydurur," der, günlükler'inde. bir itiraz geleceğini sanmam.

* hiçkimsenin, yağmurun bile böyle küçük elleri yoktur. ya da herkesin bildiği ama e.e. cummings'e ait olduğunu bilmediği bir şiir.

1 yorum:

Sehir Kackini dedi ki...

Kitapla alakalı iktibasları çok sevdim. Çok efsunlu bir kelime..

Kitap,
Tanrı'nın bilinmeyen adı sanki