2 Mayıs 2018 Çarşamba

evlilik aleyhindedir

üç ya da dört şey. hatta beş...

ama her şeyden önce, daha üniversite yıllarında, "ne zaman intihar etmeye karar verirsem o zaman evleneceğim," diyen ve hayatı boyunca yalnızca bir defa o da sevdiği kadınla daha fazla zaman geçirebilmek için evlilik müessesesine sıcak bakan bir fener bekçisinin hava sahasına girdiğinizi belirtmek isterim.

*

ünlü yazar, müzmin bekar henry james'in evlilik hakkında sohbet ettiği hanım arkadaşına derken görüldüğüdür: "bu halimle hem yeterince mutlu hem de yeterince mutsuzum, terazinin kefesine başka bir şey eklemeye hiç niyetim yok."

""ilk kez beni reddediyorsun," dedi kocası. "tabii," dedi o da. "ilk kez evliyiz." (gabriel garcía márquez, on iki gezici öykü)"

"erkekler ve kadınlar aşk edimi denen şeyde çabucak birbirlerini yutarlar ya da iki kişilik uzun bir alışkanlık geliştirirler. (albert camus, veba)"

"eğlenmek artık imkansız olduğunda aşk neye dönüşür, bir düşünün. işe. geçen her saatte daha da zorlaşan bir işe. gece vakti, ağırlığı gün boyu kabus gibi üzerimize çöken gece vardiyasıdır artık. (martin amis, görüş evi)"

fi mi desem çi mi desem, bir dizi var hani. orada osman sonant'ın canlandırdığı oldukça derinlikli bir karakter var. eşi intihar etmiş vesaire... 'yeni kız' olması muhtemel kız bir sohbette, bu intihara giden yolun evliliklerinden geçip geçmediğini anlamak istercesine, evliliklerinin nasıl olduğunu sorar. sadık murat kolhan da bu konuda verilmiş, verilecek en iyi cevabı vermişti: biz de herkes kadar mutsuzduk.

8 yorum:

pelinpembesi dedi ki...

Okumadığım ne çok yazın birikmiş vnf, en kısa zamanda başlayacağım ama
açmışken son yazına da bir yorum bırakayım. evlilik aleyhine yazılmış bir yazıya 20 yıllık evli bir insanın neler yazacağı hemen kestirelebilir . yazılanlarda doğruluk payı yüksek.kendimi bir adım önde görüyorum bu konuda. bekarlığın ve evli olmanın nasıl olduğunu biliyorsun sonuçta. hiç evlenmemiş olup ahkam kesmenin bir anlamı yok. iki durumu yaşayıp hangi durumda kalacağına karar vermek elimizde sonuçta. mutsuz evliliği sürdüren çok insan var ama yine de tüm seçimler insanın kendi elinde. her durumu artısıyla eksisiyle tartmak lazım .

verbumnonfacta dedi ki...

pek bir şey kaçırmış sayılmazsınız aslında :)

bu ses, bu "öğretmen sesi"ni nasıl da özlemişim :) benim eleştirimin evlilik denilen şeye olduğunu bir defa daha söylemek isterim. ve bekarların evlenmemesi evlilerin de boşanmaması gerektiğini düşünüyorum. elbette güzel bir şey olduğu değil. işledikleri büyük günahın bedelini ödesinler diye.

lydia dedi ki...

sevdiğin insanla daha fazla vakit geçirmek için evlenmeye gerek yok bence. evlilik çocuk için yapılır diye düşünenlerdenim. avrupa ülkelerinde kadın, biriyle yaşadığı veya evlenmeden çocuk sahibi olduğu için baskı görmeyebilir. bizde kadının ve çocuğun yaşamı cehenneme dönebilir, hele hele küçük bir şehirde yaşıyorsa.

alışkanlıklara itirazım yok insanı yaşama bağlıyorsa. bekarların da alışkanlıkları var.

ama evlilik insan icadı. zor. aşk, sevgi, saygı bittiğinde sürdürülmemeli.

verbumnonfacta dedi ki...

değerlerimiz (toplum değil, o ve ben) evlenmeden daha fazla vakit geçirmemize izin vermediği için bu istek büyümüştü içimde.

bununla berabet, dedesinin cenazesinde "eş"ten başka hiçbir sıfatla yanında olamazdım. ya da ramazan bayram'ının ilk kahvaltısını ancak "eş" olmakla birlikte yapabilirdik. isfahan, buhara, taşkent yollarında başımıza bir iş gelse yanındaki mevcudiyetimi ancak "eş"likle açıklayabileceği için.

lydia dedi ki...

"sevdiğimin yanında olmak istiyorum"u bir sıfatla açıklamak zorunda bırakılıyorsa insan, bu tam tamına toplum baskısıdır bence.

yoksa şahsi değerlerinize saygım sonsuz.

verbumnonfacta dedi ki...

haklı olduğunuzu kabul ediyorum.

Anna dedi ki...

evliliğin aşk ile alakalı olduğunu düşünmüyorum. birlikteliğin bir üst ''hal''e taşıyıcı etkisini aşk zannetmek mümkün tabi ama evlilik evliliktir ve tüm açıklamaların ortak paydasından sıyrılan özel bir dünyası vardır kişilerin her biri için zira aynı evliliğin iki tarafı olan eşler bile farklı bir yaşayışı deneyimler

insan icadı olduğunu ise kamusallık ve kanunlar anlamında evet derken özünde red ediyorum

aşk ise konular üstü

aşk gelince cümler eksikler tamam olur diyor ya emrem yunus.
biz ise eksikliğin acısını aşk sanıyor olabiliriz
tamam olmak ne haddimize...

çokca selam

verbumnonfacta dedi ki...

selamınızı aldım. ve dahi tebessüm ettim.

"aşk olsun!.." oysa ben, her şeyin sebebi aşk olsun isterdim. aşk ve tutku yüzünden ihanet edelim. aşk yüzünden çalalım. vaktin geçtiğini aşk yüzünden unutalım. aşk ve tutku yüzünden kazaya kalsın her şey. cinayetlerimizi aşk ve tutku yüzünden işleyelim. mesela birisi çıkıp, tabloların mektup okuyan bütün kadınlarını öldürmek istesin aşk ve tutkunun sebep olduğu kıskançlıktan.

kesin olan bir şey de, anna karenina ilkesi'ni, başka bir deyişle romanın ünlü ilk cümlesini 'aşk' ve 'evlilik'e uyarlayabileceğimiz: bütün aşklar birbirine benzer ama her evlilik farklı farklıdır.

kamusallık ve kanunlar tamam. peki istisnasız bütün dinlerin evlilik övgüsüne ne diyeceğiz? bazan bana evlilik zor, hatta berbat olduğu için ohepvarolan -ki hamd ona olsun- bizi en ılık sesiyle ikna etmeye çalışıyor gibi gelir.

kavuşamayınca aşk, kavuşunca evlilik olur diyenler haklıdır belki de.

siz yunus emre demişsiniz. ben zamane olduğumu belli edeyim: tam da burada neşet ertaş'tan yar imiş meğer dinleyelim. hatta oynak havasına aldananlar olabilir diye dinlemeden evvel okuyalım.