10 Ocak 2018 Çarşamba

değişim

geçenlerde ze. ile konuşuyoruz. daha doğrusu e-posta, kısa mesaj, telefon halleşiyoruz. bir ara değişmekten konuştuk. o çok değiştiğini söylerken, ben hâlâ aynı adam olduğumu söyledim. sonra konu değişti, günler değişti.

bir gün, "nasıl bir kadın kendini mutfağa atar da şarkılar söyleyerek yemek pişirir, mutlu olursa benim okumalarım da bir kaç senedir öyle. bir kitaba dahil olmak her şeyden önce keyif veriyor bana," dedim. gerçekten de, önceki okumalarım üç sebeple olurdu: (bir) hayatın gerçekliği çekici gelmezdi ve daha heyecanlı ve keyifli olsun diye kitaplara/filmlere kaçardım. (iki) bilgiye olan açlığımla, her şeyi öğrenebilmek umuduyla okurdum. (üç) insanlara (özellikle de kadınlara) anlatacak hikâyem olsun diye...

gördüm ki hayat güzel ve yeterince şaşırtıcı, her türden bilgiyi öğrenmek hem mümkün değil hem gereksiz ve insanlara hikâye anlatabilmek için kitaplardan/filmlerden bir şey öğrenmeme gerek yok. bir aydınlanma yaşadım. artık elimde muhteşem bir sebep var: keyif.

cevabı "zalim"in "ze."si gibiydi: "bir de değişmediğini söylersin. bu farkındalık başka nedir ki?.."

*

yılın son günlerinde blog için bir yıl dökümü yazmak istedim. ama yazı, "iki bin on yedi pek de kısa sayılamayacak hayatımın açık ara en kötü senesiydi," ilk cümlesinden öteye geçemedi.

ama yazmasam da düşündüm: yaz başlarken dört tane tişört almıştım. 'v yaka' olmadıkları gibi hiçbiri gri de değildi. ilk defa beşyüzbir dışında kot pantolon aldım. yeni yaşıma başladığım günün sabahında erkenden uyanıp yeni yaşıma küçük prens okuyarak başlamadım. satın alma fırsatım olduğu halde ilk defa bir nazan bekiroğlu kitabını görmezden geldim. kasım dostoyevski okumadan geçilebiliyormuş öğrendim. bu yıl kimseye yeni yıl için kart atmadım. son bir kaç ay doğru dürüst bir şey okumadım, seyretmedim, dinlemedim. dokuz ağustos sabahı aynada bir çocuğun gözlerine baktım.

sonra da ağladım.

4 yorum:

Zelda Capulet dedi ki...

uzun bir aradan sonra bir <3 bırakayım buraya...

verbumnonfacta dedi ki...

onur duyarım.

lydia dedi ki...

o gözyaşları ile birlikte dökülen hatıralar, özlemler...
keşke 'çocuklar'ı ağlatmasa hayat. keşke.

verbumnonfacta dedi ki...

anneleri de ağlatmasın hayat. babaları da. hiç kimseyi ağlatmasın.