7 Aralık 2015 Pazartesi

"zaman ne de çabuk geçiyor mona."*

eskilerden, çok eskilerden bir arkadaşım. öğretmendir. bana kalırsa en iyilerinden. belki de en iyisi.

çok iyi şiir okur. hatta, sürgün ülkeden başkentler başkentine'yi, köşe'yi değilse de mona rosa'yı bana sevdiren odur.

"yaşlanmaktan korkmuyorum ama zaman çok hızlı geçiyor," dedim sohbetimizin bir yerinde. gerçekten. istediğim tam da bu. fiziksel ve ruhsal olarak mevcut hızla yaşlanmaya itirazım yok. benim istediğim çocukların daha yavaş büyümesi, büyüklerle daha uzun zaman geçirebilmek.

cevap vermeden önce kendi kendine bir şey söyledi. ama ben de duydum: zaman ne de çabuk geçiyor mona.

"en son ne zaman okudun," diye sordum. "daha yeni okudum," dedi ve devam etti: hatta öğrencilere de okuyorum bazan. ama hiçbiri bilmiyor mona rosa'yı. öyle olunca kendimi tutamıyorum ve "siz birbirinize nasıl aşık oluyorsunuz? bu şiiri bilmeyen adam aşık olabilir mi?" diye kızıyorum onlara.


*: sezai karakoç, mona rosa

2 yorum:

mızıka dedi ki...

ben bilmiyorum bu şiiri,hemen okuyacağım.
zaman ne de çabuk geçiyor.okumadığım ne çok kitap,ne çok şiir var.:(

verbumnonfacta dedi ki...

sanırım siz de, okunması gereken kitapları okuyamadan, seyredilmesi gereken filmleri seyredemeden, dinlenilmesi gereken müzikleri dinleyemeden ölüp gideceğim diye telaşlananlardansınız.

eleme yapın derim. nasıl olsa hepsini okuyamayacağız, seyredemeyeceğiz, dinleyemeyeceğiz.

bir de, o arkadaşım iyi ki burada değil. yoksa, "bu şiiri bilmeyen adam aşık olabilir mi," derdi.