2 Temmuz 2017 Pazar

günün sorusu: tabula rasa

sosyal medya hesaplarınızı kapatıp yeni bir hesap alınca ya da mevcut hesabınızı sıfırlayıp yeniden başlayınca -mesela instagram hesabınızdaki bütün fotoğrafları silip yenilerine ilkmiş gibi yaptığınızda- geçmişi yok sayabiliyor, bütün isimleri ve yüzleri ve onlara ekli hatıraları unutabiliyor musunuz?

6 yorum:

cafedelotus dedi ki...

bunu hiç yapmamış olmak yaşamadığının göstergesi mi acaba ?:)

lydia dedi ki...

"bazı hatıralar kurumuş nehir yataklarıdır. susuz ama hala orada." der murathan mungan .

suya ne mi olur? içende kalır, yalnızlığa dönüşür kanımca.

canım barış bıçakçı'nın dediği gibi: "yalnızlık su gibidir. içinde durduğu insanın şeklini alır."

Anna dedi ki...

Sil baştan sözüne fazla inandı insanlar kişisel gelişmekten sil tuşunu kullanarak dinamitle hayatlar patlatmayi anladilar. Varlığının yenilgilerinin hatalarının üzerinden eğri buru bile olsa kendini yaşamayi bilenler bilir ki bu alemde hiç bir şey silinmez kaybolmaz yok olmaz yeniden başlamaz. Soruyu en iyi cevabı bilen sormuş ki sohbet olsun.
Selam ile

verbumnonfacta dedi ki...

@cafedelotus,
doğru olan hakkında bir fikrim yok. turgut uyar ustanın dediği gibi, "aşkım da değişebilir gerçeklerim de" çünkü.

@lydia,
kimden olduğunu hatırlamadığım bir şiir parçası, "unutmak bir görüntüdür yalnızca/ aksi takdirde ne hatırlar ne hatırlanırız" diyordu.

@anna,
"selam ile" başlayalım. ki yankı olsun. dua olsun.

hiçbir defasında gerçekten gidilemiyorsa neden bu büyük çaba? sadece oturduğu yeri değiştirmek mi bütün bunlar? yoksa çekip gitmek alışkanlıklara karşı kendi sürecimizi yaratmakla hüznün mekanını değiştirmekten başka bir şeye yaramaz mı?

Anna dedi ki...

Selam ardı kelam olur ama olamıyor lakirdi bizimki lakin sorular cevaplarını biraz daha rahminde tasisin vakti gelen doğar zira.ben bilmiyorum. Hüzün güzel şey nazli hem.insan işte ömrünu harcamanin yolunu buluyor.gelincik tarlasında sarı gül ararken rüzgarın ettiğinden habersiz.özlemek var bi de...

verbumnonfacta dedi ki...

bilirim; her şey vaktinde olur. ya da ölür. beklemeyi de bilirim.

dillere persenk olmakla imajı seneler evvel zedelenmiş, "hüzün ki en çok yakışandır bize/ belki de en çok anladığımız" mısralarını anmak isterim.

bazan düşünürüm; gelincik tarlasında o sarı gülü bulamayacak olsam da rüzgârın getirdiği bir kokuyla başımı gelinciklerden kaldırmak, olduğum yerde durup etrafa seyretmek, çepeçevre ufka bakmak da yeter.

özlem. evet, var.