21 Şubat 2017 Salı

paralel evrenler: sekiz

iki yazar.

bir fransız. bir de türk.

fransız olan, yaşamaktan muzdarip, ilaç diye nihilizmi seçmiş, iki dünya savaşı arasındaki derin kuyuda  kelimelerle oynadıkça nefes alabilen louis-ferdinand céline. türk olan ise, yaşamını yazmakla anlamlı kılan, sessiz sedasız tükettiği günlerden geriye yalnızca romanlar bırakmak isteyen iyi aile çocuğu barış bıçakçı.

iki ayrı "bekleyiş romanı"nda, gecenin sonundaki aydınlığı, yani hayatın sonundaki ölümü dünyayı dolaşarak bekleyen bardamu ile şehir dışındaki bir sitede gündelik hayatın rutiniyle oyalanarak, geçmişi düşünerek, geleceği hayal ederek editörden gelecek cevabı bekleyen cemil vasıtasıyla açık denizde karşılaşan iki gemi birbirlerine selam ediyorlar.

"gerçek, bitmek bilmeyen bir can çekişmedir. bu dünyanın gerçeği ölümdür. seçim yapmak gerek, ya ölmek ya da yalan söylemek. bense asla kendimi öldüremedim."*

"editör hanım, bunca acıya rağmen hâlâ hayatta olduğumuza göre ya üçkağıtçıyız ya da umudumuz var. ben kendimi üçkağıtçı gibi hissediyorum."**


*: gecenin sonuna yolculuk
**:sinek ısırıklarının müellifi

5 yorum:

lydia dedi ki...

o canım yazarımın adına fazladan bir –oğlu eklemişsiniz.

lydia dedi ki...

yazarlar arasında gönlümdeki yeri apayrıdır barış bıçakçı’nın.
okurken bitmesin diye arada kitabı göğsüme bastırıp, gözlerimi kapatıp hızlanan, ılınan kalbimin yavaşlamasını bekledim kaç kere. hiç bitmesin istedim o tam kendim gibi hissettiğim ruh hali.

verbumnonfacta dedi ki...

"bana trenler çarpsın." hatta bir kaç kişi toplanıp ağzımı burnumu kırsın.

önce, "nasıl olur?" dedim ama doğruymuş. hemen düzelttim.

belki de en güzel kitabından bahsediyoruz. haliniz ondan olmalı.

lydia dedi ki...

ağzınızdan yel alsın, aman size bir şey olmasın, iyilere bir şey olmasın...

"tüyük bürk şairi"ine selam olsun.

verbumnonfacta dedi ki...

olsun ne olacaksa. üstelik, hak etmediğim söylenemez.

bahsi geçen şaire gelince, orda burda artistlik yapacağına otursun şiir yazsın.